İran’da Riyalin ABD Doları karşısında yüzde 40 civarında değer kaybetmesi ile 28 Aralık 2025 tarihinde başlayan gösteriler geniş çaplı protestolara dönüştü. 13 Ocak 2026 itibariyle gösteriler devam etmekte ve rejim eylemleri büyük bir sertlikle bastırmaya çalışmaktadır. Ancak rejim ve İran muhalefetinin içinde bulunduğu durum bir çıkmazdır. Örneğin, rejimin İran’da meşruluğu son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde katılım yüzde 40’larda seyretmiştir. Hatta Tahran gibi büyük şehirlerde bu oran yüzde 33 gibi bir noktada olduğu görülmektedir. Ancak İran halkı için alternatifsiz bir seçim olduğunu belirtmek gerekmektedir. Bu yazıda İran’da alternatifsiz bir sistemin nasıl oluşturulduğunu ve aynı şekilde muhalefetinde bundan nasıl nasibini aldığı değerlendirilecektir.
Şahlar Ülkesinden Mollalar Diyarına
Tarihler 11 Şubat 1979 tarihini gösterdiği sırada İran’da Şahlık Ordusuna bağlı kuvvetler kışlalarına dönüleceğinin talimatını aldıkları tarafsızlık bildirisi ile devrimciler karşısında geri adım atmıştı. Son Şah’ın atadığı Başbakan Şapur Bahtiyar hükümeti güçsüz bir şekilde kalıp ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı. İran’da Ayetullah Humeyni önderliğinde geçici hükümet kurulmuş ve İran’da monarşi referandum yoluyla kaldırılmıştı. İran’da yeni sistem Velayet-i Fakih denilen makam etrafında şekillenmişti. Bu makam İran’da devleti teokratik bir hüviyetin içinde olduğu bir yapı etrafındaydı. İran’da Cumhurbaşkanlığı her ne kadar bazı yetkilere sahip olsa da her zaman Velayeti Fakih makamının gölgesinde kalmıştı.
1989 yılında Humeyni’nin ölümü üzerine Velayeti fakih makamına Seyit Ali Hamaney Uzmanlar Meclisi tarafından seçilmişti. İran’da Hamaney’in iktidarı ile beraber 1979 yılında İran Ordusuna karşı oluşan güvensizlik nedeni ile kurulan Devrim Muhafızları Ordusu kurulmuştu. İran-Irak Savaş’ı ile de Devrim Muhafızları güç kazanmış ve bu gücü Hamaney’in Velayeti Fakıh olarak seçilmesinden sonra da iyice devlet sisteminde kök salmasına neden olmuştu. Devrim Muhafızları rejimin koruyucu gücü olmuş ve ekonomik sistemin içinde de yer almıştır. İran’ın Devrim Muhafızları Farsça “Bonyad” olarak bilinen ekonomik vakıflar yoluyla ekonominin kalbini kontrol altına almışlardır. Dolayısıyla 1978 yılında başlayan Şah karşıtı gösterilerde İran ordusu siyasetin içinde yer almamıştı. Öte yandan yeni rejim bunun derslerini çıkarmış ve güvenlik aygıtını iktidarına ortak etmişti. 1999 yılında ve 2009 yılına kadar İran halkı rejimi içerden değiştirmek yoluna gitmişti. Örneğin, 1999 öğrenci eylemleri Tahran ve birçok şehirde başlamış ancak devletin sert tutumu neticesinde gösteriler bitmiştir. İran’da sistem içerisinde iki grubun olduğunu ve bu iki grubun sistemin sac ayaklarını oluşturduğunu belirtmek gerekmektedir. Bunlardan ilki, rejimin radikallerinin içinde bulunduğu düzen yanlıları olmuştur. İkincisi, sistemin içinde reform taraftarı olan reformistler sayılabilir.
1990’ların ikinci yarısından itibaren Hatemi’nin Cumhurbaşkanlığı seçilmesi ile İran’da reformist bir aday kazanmıştı. İran’da sistemin reforme edilebileceği yönündeki düşünceler tekrardan gün yüzüne çıkmıştı. Fakat Hatemi döneminde yapılan nispi reformlar ile sivil toplum İran’da ortaya çıkmaya başlamıştı. İran’da rejimin reforme edilebileceği düşüncesi İran muhaliflerinde bir umut oluşturmuştu. Fakat Devrim Muhafızları burada Hatemi ve hükümetine sıcak baktıkları söylenemez. 2005 yılında yapılan İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda kazanan Tahran’ın Belediye Başkanı Mahmud Ahmedinejad söylem olarak radikal ve düzen yanlısı bir konumda yer alıyordu. 2009 yılına gelindiğinde ise İran’da 10. Cumhurbaşkanlığı Seçimleri düzenlenmişti. Seçim sürecince Düzen yanlısı Mahmud Ahmedinejat ve reformistlerin adayı Mir Hüseyin Musavi olmuştu. Mir Hüseyin Musavi 1980’li yıllarda Kültür Bakanlığı yapmış ve 1980’li yılların sonunda aktif siyaseti bırakmıştı. İran’da yüzde 85 dolaylarında katılımın gerçekleştiği seçimleri Ahmedinejat yüzde 63 civarında bir oy alarak kazanmıştı. Ancak seçimlere hile karıştırıldığı iddiası nedeniyle Mir Hüseyin Musavi yanlıları sokağa çıkmıştı. Bu protestolar yeşil hareketi olarak adlandırılmıştı. Fakat reformist aday Musavi’nin kararsız tutumu nedeniyle yeşil hareketi büyük bir hüsranla sona ermişti. İran’da rejime karşı muhalefet sistemin içi yerine artık yurtdışına taşmaya başlayacaktı.
Lidersiz Bir Muhalefet ve İran Halkı
2009 yılında yeşil hareketinin ardından muhalefetin ana ekseni yurtdışına kaymaya başlamıştı. Özellikle İran’da da uydular yoluyla izlenen MANOTO ve Iran International gibi muhalif kanallar izlenmeye ve İran da kaçak yollar ile izlenmeye başlanmıştı. İran diasporasına ait bu kanallarda Şahlık döneminin özlemi dile getirilmiş ve 1979 Devrimini yaşamayan gençlik üzerinde bir algı oluşturulmak istenilmişti. Bu belgesellerde dönemin şahsiyetleri kanallarda gözükmüş ve dolaylı ile doğrudan Şah döneminin propagandası yapılmıştı. İran’da rejim aleyhine yapılan bu yayınlar neticesinde İran halkına nüfuz edilmek istenmişti. İran Şah’ının oğlu Rıza Pehlevi’nin ön plana çıkarıldığı bu yayınlar ekonomik yaptırımların ve sosyal huzursuzluğun olduğu İran halkını etkilemeyi kısmen başarmıştı.
2019 ve 2022 yılı eylemlerinde İran halkının bir kısmı Pehleviler lehine slogan atmışlardır. 2022 yılında yapılan Mahsa Amini protestolarında İranlı kadınlar giyim kuşam özgürlüğü kısmi olarak savunmuşlardır. Bu olayların neticesinde kadınlar başları açık bir şekilde İran sokaklarında dolaşabilmişlerdi. Ayrıca İran’ın Belucistan bölgesinde de gösteriler farklı bir eksen içinde seyredip bölgedeki ayrılıkçı harekatı körüklediğini söyleyebiliriz.
İran diasporasının bir diğer unsuru ise İran’ın Halkın Mücahitleri olmuştur. Halkın Mücahitler, İran’da Humeyni ile giriştiği iktidar mücadelesini 1980 ile 1981 yılında kaybedip İran’ın savaştığı Irak’ı desteklemiştir. Bu durum İran halkı arasında bu muhalif grup karşısında mesafeli olunması ile sonuçlanmıştı. Halkın Mücahitleri İran’da adeta bir tabu olmuştur. Şu an Halkın Mücahitleri, ABD’nin Irak işgali ardından Irak’ta bulunan Eşref Kampı’ndan çıkarılarak Arnavutluk’a yerleştirilmiştir. Bir diğer önemli muhalif grup bağımsızlık isteyen milletler olmuştur. Güney Azerbaycan’ın 1828 yılında Türkmençayı Anlaşmasından sonra Aras Nehri iki ülke arasında sınır olmuş ve Kuzey Azerbaycan Rusya’ya bağlanmıştı. Kaçar hanedanlığının sona ermesi ile Pehlevi hanedanlığı kurulmuş ve Fars milliyetçiliğini temel almıştı. Fars milliyetçiliğinin temel alınışı İran’da 1979 Devrimi ile beraber devam etmiştir. Güney Azerbaycan Türkleri İran’da haklarını hala aramaktadır. İran’da 2025 yılına gelindiğinde hayat pahalılığı nedeni ile başlayan eylemler İran İslam Cumhuriyeti’nin yıkılışı yönünde sloganlara bırakmıştır.
İran’da sistemin büyük bir çıkmaz içinde olduğunu belirtmek gerekmektedir. Özellikle Velayet-i Fakih makamının tek erk olması ile sistemin kendi içinde kilitlenmesi oldukça mümkündür. Öte yandan rejime karşı olan İran muhalifleri de lidersiz bir süreçten geçmektedir. Son Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi’nin liderlik profili oldukça tartışmalı olduğunu ve İran halkı içerisinde tek bilinen muhalif figürünün olması nedeniyle İran halkı arasında ne kadar desteği olduğunu asla bilemeyeceğiz.
Değerlendirme ve Sonuç
13 Ocak 2026 itibariyle İran’da rejime karşı gösteriler devam etmektedir. Ancak bu eylemlerin rejime karşı genel grev ve İran’da rejimin güvenlik aygıtının tek parça olması nedeni ile eylemlerin akıbeti uğraması mümkün olabilir. Rejim kendini yenilemediği sürece daha fazla protestonun gerçekleşeceğini söylemek mümkündür. İran’da rejim Şah’ın yaptığı hatalardan ders çıkarmıştır. Özellikle, İran’da güvenlik aygıtı doğrudan siyasetin içinde yer almaktadır. İran’da gerçekleşmesi olası devrimde en çok kaybedecek olan ne mollalar ne de İran devleti yöneticileri olacaktır. İran’da sistemin değişmesinden en çok kaybedecek olan Devrim Muhafızları olması olasıdır. İran’da oluşacak huzursuzluk bir iç savaşa neden olabilir. Bu iç savaşta en çok dikkatli olması gereken ülke Türkiye olacaktır. Türkiye için İran’ın toprak bütünlüğü esas olmalıdır. İran’da oluşacak huzursuzluk ve olası iç savaşta 90 milyonluk bir ülke Suriye İç Savaşı’ndan bile daha kanlı ve bölgesel etkileri açısından daha efektif olma olasılığı vardır. Örneğin, ABD Başkanı Trump’ın müdahale konusunda çekimser kalması bu duruma bir işarettir. Özellikle İran halkının kendi geleceğini belirlemesi elzemdir. Başkan Trump’ın İran halkının yanındayız açıklaması dışında ciddi bir eylem planını devreye girmesi konusunda çekimser olduğunu söylemek mümkündür. İran’da sistem daha da kapanacağını ve bu eylemlerin çok kanlı bir şekilde bastıracağını söylemek mümkündür.