DAVOS, Dünya Ekonomik Forumu olarak bilinen yıllık zirve 20 ile 25 Ocak 2025 yılında İsviçre’nin DAVOS şehrinde her sene olduğu gibi toplandı. Ülkemizde bu forumun DAVOS olarak bilinir ancak orijinali Dünya Ekonomik Forumudur. İlk olarak 1970 yılında Profesör Klaus Schwab tarafından devletlerin ve karar alıcıların toplanacağı bir zirvenin düzenlenmesi ortaya atılmış ve 1976 yılında ise Birleşmiş Milletlerin Endüstriyel Kalkınma Organizasyonu’na yapılan teklifle beraber uluslararası sorunların devletler üstü bir platformda düzenlenmesi kabul edilmişti. DAVOS genel olarak açıklık ve iş birliği şiarıyla düzenlenmekte ve her yıl uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunulduğu bir zirve haline geldi.
Bu yıl düzenlenen zirvenin ana teması “Akıl Çağı” olarak lansman edilmiş ve DAVOS Zirvesi 20 ile 25 Ocak tarihleri arasında elliden fazla ülkenin katılımıyla düzenlenmiştir. Zirve’nin 2025 yılının tehdit algısına baktığımızda devletler arası çatışmaların 2025 yılının en önemli sorunu olarak ön plana çıktığı görülmekteydi. Özellikle, Rusya- Ukrayna Savaşı, İran – İsrail gerilimi vb. sorunların hala devam etmesi gibi etkenler DAVOS’un birinci tehdit algısını yüzde 23 ile devlet temelli çatışmalar oluşturmuştu. Jeopolitik riskler günümüz dünyasını gözle görülür bir şekilde etkilemeye devam etmektedir. Öte yandan, bu husus günümüz dünyasının en önemli sorunu jeopolitik riskler mi sorusunu akıllara getirmektedir. DAVOS 2025 Zirvesi’nde ikinci sırayı aşırı hava olayları almış ve küresel iklim değişikliğinin günümüz dünyasını etkilediğini düşünürsek oldukça iyimser bir tablo oluşturulmaya çalışıldığının belirtilmesi gerekmektedir. Gelecekte oldukça etkili bir sorun haline gelecek olan aşırı hava olayları önümüzdeki yıllarda daha fazla yer kaplayacak gibi durmaktadır. Dünya’daki diğer risklere baktığımızda dördüncü sırada yanlış bilgilendirme ve dezenformasyon yer almaktadır. Örneğin, 21. yüzyılla beraber yapay zekanın ön plana çıkması ile birlikte, bilginin tekrardan üretilebilmesi sonucunda toplumlar yanlış bilgi içinde algı operasyonları yoluyla etki altına alınmaktadır. Özellikle, Rusya-Ukrayna Savaşı sırasında oluşturulan algı vb. olaylarda toplumlar yanlış bilgi bombardımanı altında kalmaktadır. İnternet çağı ile beraber bu durumun gözle görülür bir şekilde arttığı görülmektedir. Geçen yıl düzenlenen Zirve’de beşinci sırada yer alan dezenformasyon ve yanlış bilgi yayılımı bu sene belirttiğimiz üzere dördüncü sırada yer bulmuştur.
Yapay Zeka ve 2025 DAVOS Zirvesi’ndeki Yeri
Yapay zekanın, 2025 DAVOS Zirvesi’nde göreceli olarak güçlü bir tehdit olarak görülmediği yorumunda bulunabiliriz. Tehdit algısı olarak geçen yıl yirmi dokuzuncu sırada olan yapay zeka bu yıl iki sıra gerileyerek otuz birinci sırada kendine yer buldu. Fakat, bu gibi teknolojilerin kullanımından kaçınılması yönünde oluşan algı hala canlılığını korumaktadır. Özellikle bu algıya örnek olarak yapay zeka temelli oluşabilecek siber güvenlik riskleri örnek verilebilir. Siber güvenlik konusunun devletleri gelecekte daha fazla meşgul edeceğini özellikle de siber suçların arttığı günümüz dünyasında ana gündem maddelerinden biri olacağının belirtilmesi gerekmektedir.
Yaşa Göre ve Dönem Bazlı Risk Algısı
2025 DAVOS Raporunda dikkat çeken bir diğer husus da küresel tehdit algısının yaşa göre ve dönemsel olarak düzenlenmesi olmuştur. Yapılan ankete göre, otuz yaş altı nüfusun tehdit algısında birinci sırayı ekstrem hava olayları tutmaktadır. İkinci sırada, devlet merkezli silahlı çatışmalar yer almaktadır. Son olarak, ankete cevap verenler üçüncü tehdidi ekonomik çöküş şeklinde belirtmektedirler. Ancak diğer otuz yaş ve üstü bütün gruplarda tehdit algısında ilk sırayı devlet merkezli silahlı çatışmalar yer almıştır. Ankete katılan otuz yaş ve üstü gruplar ikinci sıradaki tehdit algısına aşırı hava olayları olarak cevap vermişlerdir. Fakat, otuz yaş ve üstü gruplarda; altmış ile altmış dokuz ve yetmiş üstü gruplar hariç üçüncü sıradaki küresel risk algısında jeoekonomik krizler ön plana çıkmıştır. Sonuç olarak, yaş gruplarındaki en büyük küresel riskler, devlet temelli çatışmalar ve aşırı hava olayları olmak üzere ilk iki sırada kendine yer bulmuştur.
2027’ye Giden Yol ve Tehdit Algısının Evrimi
2025 yılının DAVOS raporunda yer alan iki yıllık tehdit algısı içinde birinci sırayı dezenformasyon ve yanlış bilginin yayılması almıştır. Özellikle, iki yıllık tehditler 2025 senesinin yıllık sıralamasına göre raporda kendine daha az yer bulmuştur. Aynı raporda, iki yıllık tehdit sıralamasında aşırı hava olayları ikinci sırayı korumuştur. Son olarak, 2025 yılının raporunda yer alan devlet merkezli silahlı çatışmalar 2027’e giden yol adlı iki yıllık tehdit projeksiyonunda kendine yer edinmiştir. Diğer yandan, tehdit algısı çeşitli gruplar ile yapılan anketlerde belirtilmiştir. Sivil toplum için en büyük tehdit algısı birinci sırada, aşırı hava olayları yer alırken, uluslararası organizasyonlar için en önemli tehdit sorunu ise devlet temelli silahlı çatışmalar olmuştur. Ancak diğer grupların cevaplarına baktığımızda, akademi, devlet ve özel sektör için en önemli sorun dezenformasyon ve yanlış bilginin yayılımı olmuştur.
Diğer risklerden olan göçmen sorunu ve sığınmacı krizi de 2025 DAVOS raporunda kendine yer bulmuştur. Ancak, yeni tehdit algısı artık devletler arasında savaşlardan ziyade bireyi doğrudan tehdit eden risklere doğru evrilmekteydi. Toplumu doğrudan etkileyen bu tehdit algıları günümüz dünyasında klasik tehditlerden farklılık göstermektedir. Özellikle, yaşlı nüfusun artması ile bağımlı nüfusun geleceğin dünyasını şekillendirmede önemli bir rol oynaycağını söylememiz mümkündür. Nüfus artış hızı Çin dahil birçok ülkenin ana gündem maddelerinden biri olmuştur. Bu yüzden, Çin 2016 yılında tek çocuk politikasından vazgeçerek doğum artışını teşvik etmeye başlamıştır. Bu örnekler gösteriyor ki, klasik tehdit algıları günümüz dünyasını açıklamada ne kadar başarılı olacağı sorusunu akıllara getirmektedir. Özellikle, bireyi hedef alan bu tehditler geleceğin dünyasını nasıl evrileceğine kısa bir özet olduğunu ifade etmek gerekmektedir.
Değerlendirme
Dünya Ekonomik Forumunda 2025 yılı ile beraber klasik tehditlerde bir gerilemenin oluştuğunu ve bu tehdit algılarının yerine doğrudan toplumu hedef alan küresel boyutta bireyi etkileyebilecek tehditlerin gelecekte kendinden söz ettirmeye başlayacağını söylemek mümkündür. Her ne kadar 2025 yılının tehdidi olarak birinci sırada devletler arası çatışmalar olacağı belirtilmişse de geleceğin dünyasını etkileyecek tehditler bölgesel olmayacağı gibi küresel olacağını da belirtilmesi gerekir. Örneğin, 2020 yılının başında Dünya’yı etkisi altına alan COVİD-19 virüsü Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkmasına rağmen kısa sürede bütün dünyayı etkisi altına almıştır. Bu olay bize gösteriyor ki, asıl tehdidin geleceğin dünyası için devletler arasında oluşabilecek silahlı çatışmalar yerine daha çok akıl çağında dijital tehditler, biyolojik ve iklim değişikliğinin olabileceği yorumunda bulunmak mümkündür. Genel manada silahlı çatışma riskinin yerine küresel bazla tehditlerin yer alması ile beraber yeni küresel tehdit algıları ortaya çıkmıştır. Fakat, 2023 verilerine göze alırsak raporunda kendine 2,4 trilyon dolar silahlanmaya harcanması sonucunda konvensiyonel savaş riski de 2025 DAVOS raporunda kendine yer bulmuştur. Çok kutuplu dünya düzeninde sisteminde devletler ulusal güvenlik meselelerini kendi ellerine alma imkanına erişebilir. Bu bize çok kutuplu dünya düzeninde farklı çatışma bölgelerinin ortaya çıkışına neden olabileceği gibi küresel bir kriz yerine bölgesel düzeyde süren krizlerin ortaya çıkışını hızlandırabilir. Ülkelerin savunma bütçesine verdikleri ağırlık sonucunda sosyal devlet anlayışı hükümetler tarafından terk edilebilir. Savunma bütçeleri ve sosyal devlet arasındaki ters orantıyı düşünecek olursak savunma bütçelerin artışı ile beraber işsizlik, ekonomik sıkıntılar ve sosyal sistemde gerilemeye neden olabilecek olayları tetikleyebilir. DAVOS 2025 yılının raporunda kendine yer bulan savunma harcamalarının artışı neticesinde bölgesel bazda ciddi güç vakumlarının ortaya çıkması mümkün olabilir. Bunun neticesinde ciddi insani krizlerin ortaya çıkması ile sonuçlanabilir. İnsani yardımların Birleşmiş Milletlerin bütçesine bağlı olduğunu düşünürsek ve savunma harcamalarında ciddi artışın olması ile beraber insani krizlerde yapılan yardımlarda ciddi kesintilere neden olabilir. DAVOS 2025 raporu bu noktaya da değinmiş ve şu ana kadar 122 milyondan fazla insanın ülkesini zorla terk ettiğini aktarmıştır. Bu oranın yüzde 56’sı kendi ülkesini terk ettiğini ve bu 122 milyondan fazla kişinin yüzde 44’ü de sığınmacı olarak adlandırıldığını belirtmiştir. Sonuç olarak DAVOS 2025 raporu geleceğin dünyası için pekte optimist bir tablo çizmediğini belirtmemiz gerekmektedir. Özellikle, iklim krizi ve buna bağlı oluşacak su sıkıntısı ve kuraklık riskleri kitlesel yönde bir göçe neden olabileceği gibi 100 milyonlarca insanı yerinden etme ihtimali söz konusudur. Özetle, geleceğin dünyası için atılan her adım küresel risklerin olduğun bir dünyaya doğru adım atmamıza neden olmaktadır.