Connect with us

Hi, what are you looking for?

HariciyeHariciye

Köşe Yazıları

Emir A. Gürbüz yazdı: “Türk Ordusu Reform Önerisi: Jandarmanın Kaldırılması ve Redif Teşkilatının Yeniden Kurulması”

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), tarih boyunca hem iç hem de dış güvenlik tehditlerine karşı etkin bir şekilde mücadele etmiş, köklü bir geçmişe sahip bir kurumdur. Osmanlı Devleti’nden miras kalan askeri gelenekler, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma politikalarının temelini oluşturmuştur. Ancak, değişen küresel güvenlik dinamikleri, artan savaş riskleri ve toplumsal dönüşümler, ordunun yapısında ve işleyişinde reform ihtiyacını gündeme getirmiştir. Bu makalede, Türk ordusunda bir reform önerisi olarak Jandarma Teşkilatı’nın kaldırılması ve yerine Osmanlı döneminde önemli bir rol oynayan Redif Teşkilatı’nın modern bir yedek ordu sistemi olarak yeniden kurulması ele alınacaktır. Bu reform önerisi, küresel güvenlik açıkları, savaş riskleri ve toplumun askerlik bilincinden uzaklaşması gibi faktörler göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. Ayrıca, Orta Avrupa ülkelerindeki yedek ordu sistemlerinden örneklerle, düzenli yenileme eğitimlerinin askerlik bilincini artırmadaki rolü tartışılacaktır.

Jandarma Teşkilatı’nın Mevcut Rolü ve Sorunlar

Jandarma Teşkilatı, 1839 yılına Fransız Jandarma teşkilatı esas alınarak “kır polisi” olarak kurulmuştur. 1983 tarihli 2803 sayılı Kanun’a göre, Jandarma’nın temel görevleri arasında asayişin sağlanması, suç önleme, trafik kontrolü ve kırsal alanlarda güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi yer almaktadır.

Ancak, Jandarma’nın hem iç güvenlik hem de askeri görevler üstlenmesi, özellikle, Jandarma’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlı olması, ancak TSK ile entegre bir şekilde çalışması, komuta zincirinde karmaşaya yol açabilmektedir.

Jandarma’nın görev kapsamı, modern güvenlik ihtiyaçlarına tam olarak cevap vermekte eksik kalmaktadır. Kırsal alanların git gide azalarak kentleşmenin artması, büyükşehir yasası ile birlikte köy statüsünün yaygın bir statü olmaktan çıkması zaten Jandarma’nın görev alanını oldukça daraltmaktadır. Bu durum, teşkilatın hem sivil hem de askeri roller arasında sıkışmasına neden olmaktadır.

Öte yandan, Jandarma’nın kaldırılması önerisi, iç güvenlikte bir boşluk yaratma riski taşısa da, bu boşluk profesyonel polis teşkilatlarının güçlendirilmesi ve yerel kolluk kuvvetlerinin modernizasyonu ile doldurulabilir. Böylece, TSK’nın asli görevi olan ulusal savunmaya odaklanması mümkün olacaktır.

Redif Teşkilatı’nın Tarihsel Kökenleri

Redif Teşkilatı, Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyılda modernleşme çabalarının bir parçası olarak kurulmuş bir yedek ordu sistemidir. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının ardından, II. Mahmud döneminde, 8 Temmuz 1834’te Redif Kanunnâmesi ile resmi olarak hayata geçirilmiştir. Redif, nizamiye ordusunda görev yapan askerlerin altı yıllık hizmet süresini tamamladıktan sonra 14 yıl boyunca yedek asker statüsünde tutulmasını öngörüyordu. Bu sistem, düzenli ordunun savaşta yorulması veya kayıp vermesi durumunda hızlı bir şekilde yedek güçlerin devreye girmesini sağlamayı amaçlıyordu.

Redif Teşkilatı, Osmanlı Devleti’nde zorunlu askerlik sisteminin yerleşmesinde önemli bir rol oynamış ve düzenli orduya destek sağlamak için stratejik bir rezerv gücü oluşturmuştur. 1836 yılında yapılan düzenlemelerle teşkilatın işleyişi iyileştirilmiş, Redîf-i Mansûre Hazinesi adı verilen bir mali yapı ile finansal ve lojistik destek sağlanmıştır. Tanzimat döneminde, 1843’te Nizamiye Ordusu’nun kurulması ve 1846’da Asker Alma Kanunu’nun çıkarılmasıyla, Redif Teşkilatı resmi olarak bir yedek ordu statüsüne kavuşmuştur.

Ancak, Osmanlı ekonomisindeki bozulmalar ve idari sorunlar, Redif Teşkilatı’nın etkinliğini zamanla azaltmıştır. 19. yüzyılın sonlarında, teşkilatın lojistik ve eğitim eksiklikleri nedeniyle işlevselliği tartışılır hale gelmiştir. Buna rağmen, Redif Teşkilatı’nın temel mantığı, yani düzenli ordunun yanında bir yedek güç oluşturma ve sivilleri askerlik hizmetinden uzaklaştırmadan daimi bir şekilde savaşa hazır tutma fikridir. Bu ve benzeri yapılar modern ordular için hâlâ geçerli bir model sunmaktadır.

Küresel Güvenlik Açıkları ve Savaş Riskleri

Günümüz dünyasında, güvenlik açıkları ve savaş riskleri giderek artmaktadır. Jeopolitik gerilimler, bölgesel çatışmalar, siber tehditler ve hibrit savaş taktikleri, ulusal savunma stratejilerinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle hem bölgesel hem de küresel tehditlerle karşı karşıyadır. Suriye ve Irak’taki istikrarsızlık, Karadeniz’deki Rus-Ukrayna gerilimi ve Ege Denizi’ndeki Yunanistan ile yaşanan anlaşmazlıklar, TSK’nın sürekli hazır durumda olmasını gerektirmektedir.

Bu bağlamda, bir yedek ordu sistemi, TSK’nın düzenli ordusuna destek sağlayarak savaş risklerine karşı hazırlıklı olmayı güçlendirebilir.

Toplumun Askerlik Bilincinden Uzaklaşması

Türkiye’de zorunlu askerlik sistemi, tarihsel olarak toplumun askerlik bilincini yüksek tutmuştur. Ancak, son yıllarda bedelli askerlik uygulamalarının yaygınlaşması ve profesyonel orduya geçiş tartışmaları, genç nesillerin askerlikten uzaklaşmasına yol açmıştır. Toplumun askerlik bilincinin zayıflaması, ulusal güvenliğe yönelik tehditlere karşı toplumsal dayanıklılığı azaltabilir. Özellikle, modern yaşam tarzı ve bireysellik kültürünün yükselişi, gençlerin askeri disiplin ve sorumluluk anlayışından uzaklaşmasına neden olmaktadır.

Redif Teşkilatı’nın modern bir yedek ordu olarak yeniden kurulması, bu sorunu çözmek için etkili bir araç olabilir. Düzenli yenileme eğitimleri, vatandaşların askerlik bilincini canlı tutarak, toplumun savunma kapasitesine katkıda bulunabilir. Bu eğitimler, sadece askeri becerileri değil, aynı zamanda disiplin, liderlik ve takım çalışması gibi değerleri de genç nesillere aşılayabilir.

Avrupa’da Yedek Ordu Sistemleri

Özellikle Orta Avrupa ülkeleri, yedek ordu sistemlerini başarıyla uygulayan örneklerle doludur. Bu ülkeler, düzenli ordularını desteklemek ve toplumsal dayanıklılığı artırmak için yedek askerlik sistemlerine önem vermektedir.

İsviçre, yedek ordu sisteminin en başarılı örneklerinden biridir. İsviçre’de zorunlu askerlik, 18-34 yaş arası erkek vatandaşlar için uygulanır. Askerlik hizmeti genellikle 18-21 hafta süren temel eğitimle başlar, ardından askerler yedek statüsüne geçer. Yedek askerler, her yıl 2-3 haftalık yenileme eğitimlerine katılır. Bu eğitimler, askeri becerilerin güncel tutulmasını sağlarken, toplumun savunma bilincini de güçlendirir. İsviçre’nin “vatandaş ordusu” modeli, hem profesyonel bir orduya sahip olmayı hem de geniş bir yedek kuvvet havuzunu sürdürmeyi mümkün kılmaktadır.

Finlandiya, Rusya ile uzun bir sınırı paylaşması nedeniyle, yedek ordu sistemine büyük önem verir. Finlandiya’da zorunlu askerlik, 6-12 ay süren temel eğitimle başlar ve askerler daha sonra yedek statüsüne alınır. Yedek askerler, düzenli aralıklarla 1-2 haftalık yenileme eğitimlerine katılır. Finlandiya’nın “topyekün savunma” stratejisi, sadece askeri değil, aynı zamanda sivil toplumun da savunma kapasitesine katkıda bulunmasını hedefler. Bu sistem, hem savaş risklerine karşı hazırlıklı olmayı hem de toplumsal dayanıklılığı artırmayı amaçlar.

Avusturya’da zorunlu askerlik 6 ay sürer ve askerler yedek statüsüne geçtikten sonra belirli aralıklarla yenileme eğitimlerine çağrılır. Avusturya, yedek askerlerini modern savaş teknolojilerine entegre etmek için özel eğitim programları düzenler. Örneğin, siber güvenlik ve drone operasyonları gibi alanlarda yedek askerlere eğitim verilir. Bu, ordunun teknolojik kapasitesini artırırken, vatandaşların modern savunma becerileri kazanmasını sağlar.

Polonya, Çekya, Slovakya ve Estonya gibi ülkelerde de durum benzer şekildedir. Bu örnekler, yedek ordu sisteminin hem askeri hem de toplumsal faydalarını ortaya koymaktadır. Türkiye, bu modellerden ilham alarak, Redif Teşkilatı’nı modern bir çerçevede yeniden tasarlayabilir.

Redif Teşkilatı’nın Yeniden Kurulması

Jandarma Teşkilatı’nın kaldırılması ve yerine modern bir Redif Teşkilatı’nın kurulması, Türk ordusunun hem operasyonel hem de toplumsal kapasitesini artırabilir.

Jandarma’nın asayiş ve kolluk görevleri, İçişleri Bakanlığı’na bağlı profesyonel polis teşkilatlarına devredilmelidir. Bu, TSK’nın ulusal savunmaya odaklanmasını sağlayacak ve Jandarma’nın mevcut ikili rolünden kaynaklanan karmaşayı ortadan kaldıracaktır. Kırsal alanlardaki güvenlik hizmetleri, yerel polis birimlerinin modernizasyonu ve eğitimiyle desteklenebilir.

Buradan tasarruf edilen kaynak ve boşa çıkacak Jandarma ekipman ve tesisleriyle kurulacak Modern Redif Teşkilatı, 18-35 yaş arası tüm vatandaşları kapsayan bir yedek ordu sistemi olarak tasarlanacaktır. Temel askerlik eğitimi, 3-6 ay arasında değişen bir süreyle sınırlı tutulabilir. Bu eğitim, temel askeri becerilerin yanı sıra modern savaş teknolojilerine (İHA operatörlüğü ve sair yeni teknolojiler) yönelik modülleri de içermelidir. Eğitim sonrasında, vatandaşlar yedek statüsüne alınarak, belirli aralıklarla 1-2 haftalık yenileme eğitimlerine katılmalıdır.

Reformun Potansiyel Avantajları

Yedek ordu sistemi, toplumun askerlik bilincini artırmak için bir fırsat olarak kullanılabilir. Yenileme eğitimleri, sadece askeri becerileri değil, aynı zamanda liderlik, kriz yönetimi ve toplumsal dayanışma gibi değerleri de öğretmelidir. Eğitim kampları, gençlerin farklı bölgelerden ve sosyo-ekonomik gruplardan insanlarla bir araya gelmesini sağlayarak, toplumsal birlikteliği güçlendirebilir.

Modern bir Redif Teşkilatı’nın kurulması, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve topluma çok yönlü faydalar sağlayabilir. Öncelikle, bu sistem düzenli ordunun savaş kapasitesini destekleyerek uzun süreli çatışmalarda sürdürülebilirlik sağlar. Yedek ordu, düzenli ordunun personel ve lojistik yükünü azaltarak, TSK’nın daha etkin bir şekilde ulusal savunma görevlerine odaklanmasına olanak tanır. Ayrıca, düzenli yenileme eğitimleri, vatandaşların askerlik bilincini canlı tutarak toplumsal dayanıklılığı güçlendirir.

Jandarma’nın asayiş görevlerinin polis teşkilatına devredilmesi, TSK’nın kaynaklarını daha verimli kullanmasını sağlayarak, savunma bütçesinin optimize edilmesine katkıda bulunur.

Jandarma Teşkilatı’nın kaldırılması ve Redif Teşkilatı’nın yeniden kurulması, bazı zorlukları da beraberinde getirebilir. Jandarma’nın asayiş görevlerinden çekilmesi, özellikle kırsal alanlarda güvenlik boşluğu yaratma riski taşır. Bu risk, profesyonel polis teşkilatlarının güçlendirilmesi, yerel kolluk birimlerinin modernizasyonu ve teknolojik altyapı yatırımlarıyla azaltılabilir. Ayrıca, zorunlu yenileme eğitimleri, bazı vatandaşlar tarafından zaman ve enerji açısından bir yük olarak algılanabilir. Bu direnci kırmak için, eğitim süreleri esnek tutulabilir ve katılımı teşvik eden ödüller sunulabilir; örneğin, vergi indirimleri, eğitim kredileri veya kariyer fırsatları gibi teşvik mekanizmaları geliştirilebilir.

Sonuç

Türk ordusunda Jandarma Teşkilatı’nın kaldırılarak yerine modern bir Redif Teşkilatı’nın kurulması, hem askeri hem de toplumsal faydalar sağlayabilir. Bu reform, küresel güvenlik açıklarına ve savaş risklerine karşı hazırlıklı olmayı güçlendirirken, toplumun askerlik bilincini artırarak toplumsal dayanıklılığı destekleyecektir. Orta Avrupa’daki yedek ordu sistemlerinden alınan örnekler, bu modelin uygulanabilirliğini göstermektedir. İsviçre, Finlandiya ve Avusturya gibi ülkeler, düzenli yenileme eğitimleriyle hem ordularını güçlendirmiş hem de vatandaşlarını savunma süreçlerine entegre etmiştir. Türkiye, bu deneyimleri kendi koşullarına uyarlayarak, modern ve dinamik bir yedek ordu sistemi oluşturabilir. Bu reform, TSK’nın operasyonel kapasitesini artırırken, toplumun ulusal savunmaya olan bağlılığını yeniden canlandırabilir.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

Köşe Yazıları

Basra Körfezinin girişinde yer alan Abu Musa, Küçük ve Büyük Tund adaları 1971 yılında İran tarafından adaların ilhak edilmesinden itibaren günümüze kadar geçen sürede...

Köşe Yazıları

En sonda söylemek gerekeni en başta söyleyelim; Türkiye bu projeyi tamamlayacak, öngörülebilir gelecekte de tamamlamaktan başka bir seçeneğe sahip değil. Bu mecburiyetin gerekçeleri ayrı...

Köşe Yazıları

Yunanistan, önümüzdeki 6 yıl içerisinde sahip olacağı kabiliyetler sayesinde, olası bir çatışmanın 8. saatinde; Tüpraş ve Aliağa rafinerileri; Gölcük ve Aksaz donanma üsleri, Arifiye...

Köşe Yazıları

1949 yılında kuruluşunun hemen ardından İsrail’i resmen tanıyan ilk Müslüman ülkenin Türkiye olması, Tel Aviv ile Ankara arasındaki ilişkileri başından itibaren özel kılan önemli...