Connect with us

Hi, what are you looking for?

HariciyeHariciye

Köşe Yazıları

Samet Sebati Koç yazdı: “Kalkınma Yolu Projesi”

Bu yazının büyük kısmını okul müdürü İbrahim Oktugan’ın bir Iraklı tarafından canavarca öldürülmesinden önce tamamlamıştım. Bu yüzden cümle Irak’ın bir Türk’ün saçının tek teline değmeyeceğini en başta belirtmek isterim. Aziz Türk milletinin başı sağ olsun. Ailesine ve sevenlerine Allah’tan sabır ve metanet dilerim.

9 Mayıs 2024

KALKINMA YOLU ÜZERİNE

Sanayi Devrimi’nden itibaren dünyanın dört bir yanına serpeserilen demiryolları, seyredilebilir nehirlerden ve denize kıyılardan yoksun geniş kara parçalarını hiç olmadık derecede ulaşılabilir kıldı. Bu ulaşılabilir kılma eyleminin tetiklediği mekan devrimi, Coğrafi Keşifler’in devamı olarak değerlendirilebilir niteliktedir.

Tarih nasıl ki deniz ticaret yollarında rekabet etrafında kurgulanabilirse, aynısı rayları takip ederek de yapılabilir. Öyle ki, bu rayların arasında Türk milletinin tekamülüne şahitlik edeni de vardır. Anadolu’yu yurt tutmaktaki inadımızın her safhasında Berlin – Bağdat Demiryolu’nu [1] görmek mümkündür mesela.

BASRA’YA GİDEN YOLLAR

Berlin – Bağdat Demiryolu, Basra Körfezi’ne eşkıya gibi çökmüş İngiliz İmparatorluğu ile kendine ticari pazar ve siyasi müstemleke arayan nevzuhur Alman İmparatorluğu arasındaki rekabeti kızıştırmış bir projedir. Anahatlarıyla sebepleri şunlardır:

  • Almanlar, demiryolunun inşası için II. Abdulhamid’in Deutsche Bank’a verdiği imtiyaz uyarınca, hattın her iki tarafında yirmişer kilometrelik şeritlerde maden arama hakkına sahipti. Bu imtiyaz, Almanların Irak’ın petrol kaynaklarına erişmesi anlamına geliyordu.
  • Basra şehrinde limana bağlanması öngörülen hat, Hindistan kolonisine giden tüm güzergahları tutmuş İngilizlerce, hem körfezi Almanlara ve Türklere açacağı hem Süveyş’e asker sevkini kolaylaştıracağı için, tehdit addedilmişti.

Özetle, Birinci Dünya Savaşı arefesinde İngilizler, Britanya ile Hindistan arasındaki irtibat yollarını koparacağı endişesiyle bu Türk – Alman demiryoluna son derece düşmanca yaklaşmıştır.

Demiryolu meselesinin geçmişine Türk gözüyle şöyle bir uzaktan bakınca, demiryolu yapmanın yalnızca ticaret mallarını fabrikadan pazara hızlıca nakleden basit bir araç değil, milletlerin kaderinde söz sahibi bir iş olduğunu görüyoruz. Günümüzde bu işin garip bir kafiyesine şahitlik ediyoruz: Kalkınma Yolu.

BİR İLGİNÇ KAFİYE

Basra’da inşaatına başlanan Fav Limanı’ndan Ovaköy’e varacak şekilde tasarlanan bir demiryolu hattıyla karşı karşıyayız.

Biz, bir Akdeniz devletini Basra Körfezi’ne bağlamaya niyetlenmenin büyük olaylara sebebiyet verdiğini birinci elden tecrübeyle bilen bir milletiz. Bu yüzden bu konuda olan biteni bu bilinçle takip etmeli ve bugün Kalkınma Yolu’nun nelere yol açacağını isabetle öngörmeliyiz. Bu yüzden, aziz Türk milletinin bir ferdi olarak, ikna olduğum birtakım öngörüleri sunmak istiyorum.

Kalkınma Yolu, Türkiye’nin Irak üzerindeki ekonomik ve siyasi nüfuzunu kaçınılmaz olarak artıracaktır. Bunu resmi ağızlardan dile getirilen ticaret hacmi hedeflerinde, Cumhurbaşkanı’nın Irak ziyaretiyle ülkede pekişen heyecanlı havaya bakarak ilk bakışta kolayca anlayabiliriz.

Kalkınma Yolu, Türkiye’ye Süveyş ile Cebelitarık’tan başka bir yol açacaktır. Türkiye, Akdeniz devleti sıfatının yanında Basra Körfezi devleti sıfatını da üstlenecektir. Doğumuzda bulunan ülkelerle irtibatımız katbekat pekişecektir. Bu durum aynı zamanda Türkiye’yi İran ile karşı karşıya getirecektir.

İRAN FAKTÖRÜ

Önümüzde asılı haritaya ve yakın zamanda olup bitene iki adım geri çekilip bakalım. Türkiye’nin Hazar’ın doğusu ve batısı arasındaki irtibatta söz sahibi olma hedefine hizmet eder nitelikte hamleler yaptığını, tasarılar sunduğunu görüyoruz. Bunlardan biri bahsettiğimiz gibi Kalkınma Yolu, bir diğeri ise İkinci Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan’a verdiği destektir. Türkiye ile Azerbaycan, doğrudan kara bağlantısı olarak Zengezur Koridoru’nu tasarlıyor. [2]

Bu iki işin en can alıcı ortak noktası İran’dır. İran, bir Hazar Denizi ve Basra Körfezi devleti olarak, Hazar’ın doğusu ve batısı arasında kendisini dışlayan yolların döşendiğine şahit oluyor.

Umman açıklarında Tüpraş’a Irak petrolü taşıyan gemiyi zapt eden, [3] Yemen üzerinden Kızıldeniz’i ablukaya alan bir İran [4] ile ilişkilerin gerilmesi kaçınılmaz görünüyor. Bu kaçınılmaz çıkar çatışması, ABD’nin projeye destek açıklamasını [5] mantıklı bir çerçeveye oturtur diye düşünüyorum.

Projenin Irak açısından ise en büyük önemi, ülkenin Mersin Limanı’na erişeceği itibariyle Akdeniz devleti sıfatını üstlenecek olmasıdır. İran’ın Basra Körfezi’ndeki abluka siyaseti doğal olarak Irak’ı da boğduğu için Akdeniz kıyıları ülkeye ferah bir nefes olacaktır.

RAKİP PROJE: IMEC

9 Eylül 2023 tarihinde Delhi’de tertiplenen G20 toplantısında üzerine mutabakat zaptı imzalanan Hindistan – Orta Doğu – Avrupa Ekonomik Koridoru [6] projesi, genel hatlarıyla Türkiye, Mısır ve İran’ı Akdeniz’den dışlamak üzerine kurulu bir ticaret yolu konseptidir.

ABD, Kalkınma Yolu’na resmi ağızdan destek açıklamış olmakla birlikte bahsi geçen mutabakat zaptının da imzacısıdır. Benzer bir tavrı Birleşik Arap Emirlikleri de göstermektedir. BAE’nin Ulaştırma Bakanı Türk mevkidaşı ile Kalkınma Yolu’nu konuşmakla [7] birlikte G20 toplantısında bu projeye de imza atmıştır.

Son İsrail – Hamas çatışması bu iki ticaret yolu ile alakalı çekişmelerin sonucu olarak okunabilir.

İran, Hamas üzerinde nüfuz sahibi ve Aden Körfezi Ablukası ile çatışmanın tarafı iken; Mısır, Filistinli Arapların Sina Çölü’ne süpürülmesine aylardır direnmektedir.

SONUÇ YERİNE

Kalkınma Yolu’na yönelik muhtemel tehditlere kısaca değinerek yazıyı sonlandıralım: Kürtçü terörizm ve İran’ın Şii milisleri, hattı sabote etmekte kendileri adına mutlaka fayda görecektir.

Bahse konu muhtemel sabotajların önünü almak için Türkiye, Irak’ta yeni bir askeri harekat icra edebilir.

Kalkınma Yolu gibi projeleri, geniş yankılar uyandırır ve büyük çatışmalar koparabilir. Bu işin ülkemizin güvenliğinin perçinlendiği, ticaretinin ve zenginliğinin arttığı, dünya siyasetinde söz hakkının ağırlaştığı bir yere varmasını yürekten diliyorum. Türkiye’nin bahtı açık olsun.

KAYNAKÇA

[1] Berlin – Bağdat Demiryolu’nu etüt eden iyi çalışmalardan biri olarak bu kitabı tavsiye ederim:

The Berlin-Baghdad Express The Ottoman Empire and Germany’s Bid for World Power, Sean

McMeekin, Harward University Press

[2] Ulaştırmada bu yıl Zengezur ve Kalkınma Yolu koridorları çalışmalarına yoğunlaşılacak | Anadolu Ajansı, 7 Ocak 2024

[3] İran Tüpraş’a ham petrol taşıyan gemiye neden el koydu? | BBC, 12 Ocak 2024

[4] How Houthi Attacks Have Upended Global Shipping | NYT, 21 Ocak 2024

[5] ABD: Irak ekonomisini çeşitlendiren her türlü çabayı destekliyoruz | Anadolu Ajansı, 24 Nisan 2024

[6] Memorandum of Understanding on the Principles of an India – Middle East – Europe Economic Corridor | Beyaz Saray, 9 Eylül 2023

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

Köşe Yazıları

Basra Körfezinin girişinde yer alan Abu Musa, Küçük ve Büyük Tund adaları 1971 yılında İran tarafından adaların ilhak edilmesinden itibaren günümüze kadar geçen sürede...

Köşe Yazıları

En sonda söylemek gerekeni en başta söyleyelim; Türkiye bu projeyi tamamlayacak, öngörülebilir gelecekte de tamamlamaktan başka bir seçeneğe sahip değil. Bu mecburiyetin gerekçeleri ayrı...

Köşe Yazıları

Yunanistan, önümüzdeki 6 yıl içerisinde sahip olacağı kabiliyetler sayesinde, olası bir çatışmanın 8. saatinde; Tüpraş ve Aliağa rafinerileri; Gölcük ve Aksaz donanma üsleri, Arifiye...

Köşe Yazıları

1949 yılında kuruluşunun hemen ardından İsrail’i resmen tanıyan ilk Müslüman ülkenin Türkiye olması, Tel Aviv ile Ankara arasındaki ilişkileri başından itibaren özel kılan önemli...