Connect with us

Hi, what are you looking for?

HariciyeHariciye

Köşe Yazıları

Tuna Tanman yazdı: “Romanya ve Moldova’nın Birleşmesi Durumunda Türkiye’nin Grand Stratejisi Ne Olmalı?”

Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu’nun Moldova ve Romanya’nın birleşmesi için yapılacak bir referandumun lehine oy kullanacağını belirtmesi kamuoyunda tartışma yarattı. Daha önce denenmiş ve iki ülke halkı açısından da tartışılmış olan birleşme kararı, Moldova’nın içinde bulunan Gagauzya Bölgesi’nin statüsü açısından da önem arz etmektedir. Gagauzlar Türkiye Türkçesine en yakın Türk lehçesini konuşan Hıristiyan Türklerdir. Moldova ve Romanya’nın birleşmesi durumunda Moldova’nın statüsünün değişeceğinden dolayı plebisit yapma, dolayısıyla bağımsızlık elde edebilme hakkına sahiptir.

​Türkiye Cumhuriyeti bu süreçte Türk etki alanı mantalitesiyle Gagauz soydaşlarının yanında bulunur, altyapıyı hazırlar ve Gagauzları Türkiye Cumhuriyeti’nin önderliğinde bağımsızlığa ikna ederse, hem Avrupa’daki ilk Türk Devleti’nin kuruluşuna öncü olacak hem de Karadeniz’de gücünü arttıracaktır. Bu yazının amacı Moldova ve Romanya’nın birleşme meselesini tarihi ile inceleyip, birleşme durumunda Türkiye’nin çıkarlarının ne olduğunu ve ne yapması gerektiğini anlatmaktır.

Moldova ve Romanya’nın Birleşmesinin Tarihi

​Bugünün Moldova toprakları, Boğdan Prensliği’nin bir parçasıydı; dilleri Rumenceydi. Ortak elitlere ve kültüre sahiptiler. Bu durum göstermektedir ki iki devletin bulunduğu coğrafyada iki ayrı millet bulunmamaktadır. 1812 yılında Çarlık Rusya bugünkü Moldova olan Baserabya’yı Osmanlı İmparatorluğu’nun elinden aldı. Bu durum bölgenin Romanya’dan fiziki kopuşuna sebep oldu. Ayrıca Çarlık Rusya’nın Ruslaştırma politikaları doğrultusunda ortak kimliğin yavaş yavaş ayrıştırılması çabası mevcuttu. Fakat halk nezdinde “Biz Romanyalıyız” algısı hiç tamamen kaybolmadı.

​1. Dünya Savaşı sonrası Çarlık Rusya’nın dağılması ve Sovyetler Birliğinin kurulmasıyla, Baserabya referandumla Romanya’ya katıldı. 1918-40 arası tek devlet olarak faaliyet gösterdiler. 1940 yılında Molotov-Ribbentrop Paktı sonrası SSCB Baserabya’yı işgal etti ve Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Bu işgal sonrasında Sovyetler, Moldovalı diye ayrı bir kimlik, Moldovaca diye ayrı bir dil icat ettti. Latin alfabesini yasakladı ve Moldova’nın Romanya bağlantısını bastırdı.

​1991 yılında SSCB’nin çöküşü ile birlikte Moldova bağımsız oldu. Bağımsızlıktan sonra Moldova SSCB’nin yarattığı kimliği reddederek Rumenceyi tekrardan resmi dil yaptı ve Romanya ile birleşme fikri tekrardan ortaya çıktı. Fakat Transdinyester Savaşı’nın çıkması ve Rusya’nın savaşa olan müdahalesi sebebiyle birleşme için gerekli adımlar atılamadı. 2000’lerin başlarında Romanya’nın Avrupa Birliğine girmesi, Moldova’nın gün geçtikçe fakirleşmesi ve Moldovalı gençlerin Romanya pasaportu taşıması gibi sebepler yüzünden fiili entegrasyon durumu ortaya çıktı. 2014 sonrası Rusya’nın Kırım’ı ilhakı ve Ukrayna’nın işgali ile birleşme isteği güvenlik ve jeopolitik temele oturdu.

​Moldova ve Romanya’nın birleşme isteğinin bugünlerde ön plana çıkmasının en büyük nedeni Ukrayna Savaşıdır. Bunun sebeplerinden biri Rusya’nın saldırgan politikaları sebebiyle Moldova’nın Nato güvenlik şemsiyesi altına girmek istemesidir. Moldova Transdinyester meselesi sebebiyle Nato’ya girememektedir. Romanya’nın Nato üyesi olması ve iki devletin birleşmesi durumunda Moldova’nın da bu güvenlik şemsiyesi altına gireceği durumu Moldova açısından daha cazip kılıyor. Birleşim meydana gelirse hiçbir ülke tarafından tanınmayan Transdinyester’in Rusya tarafından Nato’ya sınırı olduğu gerekçesi ile tanınma ihtimali yüksek. Fakat Rusya’nın Ukrayna Savaşı sebebiyle adeta tıkanmış ve müttefiklerini koruyamayacak olması Romanya ve Moldova’nın birleşimine fırsat tanır nitelikte. Moldova’nın bir kısmı birleşmeye karşı olsa da nüfusunun neredeyse yarısının Romanya vatandaşı olmasından dolayı ihtimali konuşulan referandumdan olumsuz sonuç çıkmayacağı düşünülmektedir.

İki Ülkenin Birleşmesi Durumunda Gagauzya’nın Statüsü

​1994 tarihli “Gagauzya’nın Özel Hukuki Statüsü Hakkında Kanun” Moldova Parlamentosu tarafından kabul edilmiştir. Bu kanuna göre; Moldova’nın bağımsızlığını kaybetmesi veya statüsünün değişmesi durumunda Gagauzya kendi kaderini tayin etme hakkını (self-determinasyon) kullanabilir. Birleşme statü değişikliği sayılacağından dolayı Gagauzya’nın plebisit(referandum) yapma hakkı hukuken açılır. Bu durumda Gagauzya’nın önünde iki seçenek mevcuttur: Romanya ile birleşme veya bağımsızlık ilanı.

​Bu durum uluslararası hukuk açısından tek taraflı ayrılık (secession) değil, devletin dağılması ardından self determinasyon örneğidir. Bu durum Kosova emsali, SSCB’nin dağılması ve Çekoslovakya’nın ayrılması örnekleriyle savunulabilir. Buradaki önemli fark, ayrılanın Gagauzya değil, birleşenin Moldova olmasıdır.

​Gagauzya’nın bağımsızlık ilanı ihtimaline sadece yerel ve uluslararası hukuk açısından değil de jeopolitik gerçeklik açısından da bakmak gerekmektedir. Bu yüzden Romanya’nın ve Rusya’nın pozisyonu da önem arz etmektedir. Gagauzya tarihsel olarak Romen toprağı değildir ve arada kültürel, etnik bağ bulunmamaktadır. Birleşme durumunda Gagauzya’nın zorla bağlanması, AB hukuku, azınlık hakları ve uluslararası kamuoyunun tepkisi sebebiyle düşük ihtimal taşımaktadır. Bu yüzden Romanya’nın referandumu kabul etmesi veya süreci yavaşlatması beklenmektedir.

​Rusya, Moldova’nın Romanya ile birleşmesi yüzünden Nato’ya gireceğinden dolayı Gagauzya’yı koz olarak kullanmak isteyecektir. Ama coğrafyanın yetersiz olması sebebiyle doğrudan ilhak etmesi kolay değildir. Gagauzya’nın Rusya’nın müdahalesiyle Transdinyester benzeri bir durum yaşamaması için Türkiye’nin konumu ve öncülüğü çok önemlidir. Aksi takdirde Transdinyester benzeri durumun Gagauzya’da da görülmesi ihtimal dahilindedir.

Gagauzlar Birleşme Hakkında Ne Düşünüyor?

​Gagauzya’daki resmi siyaset, şu anda açık bağımsızlıktan ziyade Moldova’nın içinde özerkliğin korunması ve genişletilmesini savunmaktadır. Bu durumun temel nedeni ekonomik kapasitelerinin sınırlılıktır. Fakat Romanya ile Moldova’nın birleşmesi durumunda Romanya’nın üniter devlet anlayışını benimsemesinden dolayı özerklik haklarını kaybedecek ve kimlik kaybı endişesi ile karşılaşacaklardır. Bu yüzden iki ülkenin birleşmesi durumunda 1994 yılında yapılan düzenlemeden doğan haklarını kullanmaları beklenmektedir. Bağımsızlık durumunda oluşma ihtimali olan yalnızlık korkusu bir etken olsa da Türkiye’nin alacağı sorumluluk doğrultusunda bu korkunun etkileri azaltılabilir.

Türkiye Cumhuriyeti Ne Yapmalı?

​İlk aşamada bölgede Rus etkisinin var olduğu ve bu etkinin temel sebeplerinden birinin Gagauzlar’ın Moskova Patrikhanesi’ne bağlılığı olduğu kabul edilmelidir. Bu bağlamda Gagauzlar’ın Moskova Patrikhanesi ile olan ilişkisi, uzun vadeli ve planlı yumuşak güç araçlarıyla Türkiye’nin daha sağlıklı ve sürdürülebilir ilişkiler kurabileceği bir zemine taşınmalıdır. Türkiye, dini ve kültürel alanlarda alternatif etkileşim kanalları oluşturarak Gagauz toplumunun Moskova merkezli etki alanından kademeli biçimde uzaklaşmasını hedeflemelidir. Bu süreçte TİKA başta olmak üzere devletin ilgili kurumları, kültürel, sosyal ve toplumsal projeler yoluyla bölgede eşgüdümlü ve stratejik yumuşak güç faaliyetleri yürütmelidir.

​Romanya ve Moldova birleşmesi meydana geldikten sonra Türkiye, Gagauzya’nın self determinasyon hakkının uluslararası hukukta saklı olduğunu dünya kamuoyuna açık bir şekilde savunmalı; iki devletin birleşmesini ilhak olarak tanımlamalı ve Kosova emsalini gündeme getirmelidir. Bu durum sürecin hukuka bağlılığını ortaya koyacaktır.

​Türkiye, hukuki statünün savunuculuğunu uluslararası kamuoyuna yaparken eş zamanlı olarak Gagauzya’nın devletleşme altyapısını oluşturmalıdır. Resmi olmasa da fiili biçimde dışişleri, maliye ve iç güvenlik birimleri kurulmalı, kadrolar Türkiye’de eğitilmeli ve Türkiye Gagauzya’ya danışmanlık vermelidir. Türkiye’nin bölgeye doğrudan asker göndermesi AB ve Rusya dengesi açısından risk teşkil etmektedir. Bunun yerine Türkiye polis, jandarma, istihbarat ve sınır güvenliği açısından eğitim ve danışmanlık vermelidir. Bu durum Gagauzya’nın güvenlik refleksini doğal biçimde Ankara’ya bağlayacaktır.

​Bağımsızlık ilanı sonrası Türkiye Gagauzya’yı hızlı bir şekilde tanımalı, Türk Devletleri ile zincirleme tanıma sürecini yönetmeli ve yeni devletin meşruiyetinin mimarı olmalıdır. Ekonomik olarak ise bankacılık, enerji ve yatırım alanlarında Türkiye merkezli bir yapı kurulmalıdır. Avrupa’da bağımsız bir Türk devletinin ortaya çıkması Türkiye’ye Balkan-Karadeniz hattında stratejik bir ileri karakol kazandıracaktır. Türkiye hem jeopolitik çıkarları hem de Türk kimliğinin verdiği sorumluluk sebebiyle soydaşlarını AB-Rusya çekişmesine bırakmamalıdır ve Karadenizdeki gücünü soydaşları ile büyütmelidir.

Gagauzya’nın Bağımsızlığının Türkiye Açısından Karadeniz Güvenliğine Etkileri

​Gagauzya’nın bağımsızlığının Karadeniz güvenliği açısından Türkiye’ye birçok yararı vardır. Bunlardan ilki Gagauzya’nın bağımsızlığıyla bölgede Türkiye’ye dost bir kara-deniz tamponunun oluşacağı gerçeğidir. Eğer Gagauzya bağımsız olursa Türkiye, Karadeniz’in batı havzasında Türk kimlikli, Ankaraya yakın, dost bir siyasi aktör kazanacaktır. Bu Karadeniz’de Türkiye-Nato-Rusya üçgeninde manevra alanının genişleyeceği, Romanya-Ukrayna hattının tek başına Batı blokunun kontrolünde olmayacağı anlamına gelmektedir. Karadeniz’de güç sadece donanmayla değil kıyı ardı (hinterland) kontrolüyle sağlanacağı da unutulmamalıdır.

​Gagauzya’nın Karadeniz’e doğrudan erişimi olmasa da konumu gereği stratejik kaldıraçtır. Gagauzya Odesa-Budjak-Giurguleşti üçgenine çok yakın ve Tuna-Dinyester-Karadeniz lojistik koridorunun kara kilidi konumunda olması sebebiyle Gagauzya, Türkiye açısından limanlara alternatif kara erişimi ve enerji, tahıl, ticaret ve askeri lojistikte dolaylı nüfuz sağlayacaktır. Modern jeopolitikte denize kıyın olmasa da denize giden yolu tutmak güce sahip olmak anlamına gelmektedir.

Sonuç

​Romanya ve Moldova’nın birleşmesi tarihte denenmiş ve bugün yoğun bir biçimde tartışılıyor olsa da günümüzde bu isteğe dair bir kesinlik mevcut değildir. Rusya’nın Ukrayna Savaşı sebebiyle meşgul olmasından fırsat bilinerek bu konuda girişimde bulunulması doğru bir girişim olacaktır. Birleşme sonrasında 1994 yılında kabul edilen kanun gereği Gagauzya’nın bağımsızlık elde edebilme hakkı hem Gagauz Türkleri, hem Türkiye hem de tüm Türk dünyası adına önem arz etmektedir. Türkiye bu konu özelindeki tarihi sorumluluğunu yerine getirmeli, iki devletin birleşmesi şimdilik söylem olarak kalsa da bölgenin bir gün bağımsız olabileceğini düşünerek şimdiden hazırlık yapmaya başlamalıdır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You May Also Like

Köşe Yazıları

Basra Körfezinin girişinde yer alan Abu Musa, Küçük ve Büyük Tund adaları 1971 yılında İran tarafından adaların ilhak edilmesinden itibaren günümüze kadar geçen sürede...

Köşe Yazıları

En sonda söylemek gerekeni en başta söyleyelim; Türkiye bu projeyi tamamlayacak, öngörülebilir gelecekte de tamamlamaktan başka bir seçeneğe sahip değil. Bu mecburiyetin gerekçeleri ayrı...

Köşe Yazıları

Yunanistan, önümüzdeki 6 yıl içerisinde sahip olacağı kabiliyetler sayesinde, olası bir çatışmanın 8. saatinde; Tüpraş ve Aliağa rafinerileri; Gölcük ve Aksaz donanma üsleri, Arifiye...

Köşe Yazıları

1949 yılında kuruluşunun hemen ardından İsrail’i resmen tanıyan ilk Müslüman ülkenin Türkiye olması, Tel Aviv ile Ankara arasındaki ilişkileri başından itibaren özel kılan önemli...