Köşe Yazıları

ABD Kamuoyu Suriye’den Ne Zaman ve Nasıl Çekileceğini Tartışıyor

Mertcan GÜRKAN 05 November 2023 5 dk okuma 12 görüntülenme
ABD Kamuoyu Suriye’den Ne Zaman ve Nasıl Çekileceğini Tartışıyor

Gazze Şeridi’nde yerleşik Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e karşı başlattığı saldırılar, bölge ve dünya gündemini alt üst etti. Hükümet, ordu ve istihbarat üçgeninin çok derin bir zaafiyete uğradığı anlaşılan saldırılar sonrasında İsrail yönetimi, ilk şoku atlatmasının ardından “savaş durumu”na geçerek Gazze Şeridi’ne dönük şiddetli bir bombalama faaliyeti başlattı. Şu ana dek binlerce Filistinli sivilin ölümüne neden olan İsrail’in reaksiyoner ve ölçüsüz bombardımanı, küresel siyasetteki bölünmüşlüğü derinleştirirken, Orta Doğu’da da bölgesel bir savaş olasılığına karşı tüm tarafları teyakkuza geçirdi.

ABD’nin İsrail’in operasyonlarına destek olmak ve İran’ın “Direniş Ekseni” olarak adlandırdığı bölgesel ittifakın en önemli ayağı olan Hizbullah’ın Lübnan üzerinden olası saldırılarına caydırıcılık oluşturabilmek amacıyla Doğu Akdeniz’e birden fazla uçak gemisi taarruz grubu göndermesi de bu teyakkuz hâlinin somut bir çıktısı oldu. Son gelişmelerle birlikte Doğu Akdeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezi başta olmak üzere bölgede ABD askeri varlığı muazzam bir artış gösterirken, Suriye’nin kuzeyindeki olası gelişmelere ayrı bir parantez açmak gerekiyor.

Suriye’nin kuzeyinde, 5 Ekim tarihinde Türkiye’ye ait Anka Silahlı İnsansız Hava Aracı’nın (SİHA) düştüğü haberleri açık kaynaklara yansımıştı. Kısa sürede açıklama yapan ABD Savunma Bakanlığı, söz konusu SİHA’nın kendilerine ait bir F-16 tarafından düşürüldüğünü kaydetti. ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Pat Ryder, SİHA’nın düşürülmesini “üzüntü verici bir olay” şeklinde nitelendirirken, Türkiye’nin bölgede bir hava operasyonu yürüttüğünü ve ABD güçlerine yakınlaşması sebebiyle tehdit olarak değerlendirildiğini ifade etmişti. Türkiye’den yapılan açıklamada ise, “Suriye’nin kuzeyinde, “üçüncü taraflarla işletilen çatışmasızlık mekanizmasındaki farklı teknik değerlendirmeler nedeniyle bir SİHA kaybedildiği” aktarıldı.

Taraflar her ne kadar olayla ilgili itidalli açıklamalar gerçekleştirseler de uzun bir zamandır Türkiye ve ABD arasında, terör örgütü YPG/PKK’nın Suriye’deki varlığına dair ihtilaf, tarihte ilk defa ABD’nin bir NATO üyesi ülke SİHA’sını düşürmesine sebep olacak kadar sıcaklığını korumaktadır. Bir diğer terör örgütü DEAŞ’ın bölgede yeniden etkinleşmesi olasılığı bahanesiyle uzun bir süredir Washington tarafından korunan YPG/PKK, halihazırda Türkiye’ye karşı en önemli tehditlerden biri durumundadır. 5 Ekim’den sadece dört gün önce başkent Ankara’nın göbeğinde terör örgütü YPG/PKK mensuplarının gerçekleştirdiği bombalı terör saldırısı bu tehdidin boyutunu gözler önüne sermektedir.

ABD’nin terör örgütü YPG/PKK’yı koruyucu tavrının ve bu minvalde Suriye’nin kuzeyinde hukuki bir altyapıya dayanmayan askeri varlığının daha ne kadar süreceğine dair tartışmalar devam etmektedir. Bu tartışmaların sadece Türkiye’de değil ABD iç kamuoyunda da tartışıldığına dikkat çekmek gerekiyor. Bu kapsamda Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan New Lines Institute’de Myles B. Caggins III ve Carolyn Moorman tarafından hazırlanan bir analiz önemli bilgiler içeriyor.

“Suriye’den Çekilmeye Hazırlanmak: Doğal Kararlılık Harekâtı’ndaki ABD Ortakları İçin Bir Göç Programı Oluşturmak” başlıklı analizde, ABD’nin Afganistan’dan çekilme operasyonunda yaşadığı başarısızlıkların ve itibar kaybının tekrar yaşanmaması adına şimdiden Suriye için bir program hazırlamaya başlaması gerektiği belirtiliyor. Söz konusu analiz, ABD’nin orta ya da uzak olmayan bir gelecekte Suriye’den çekilmek zorunda kalacağı ve bu çekilme esnasında bölgedeki ortaklarının güvenliğini güvence altına alacak şekilde derli toplu bir yol planı hazırlaması gerektiğini vurguluyor.

Bu yol planına dair en dikkat çekici ve yegane somut öneriyi ise “vize programı” oluşturuyor. Bölgedeki ortaklarının nihai çekilme sırasında güvenli bir şekilde ABD’ye göç edebilmelerini temin edecek olan bu vize programına temel olarak ise: 117’inci Temsilciler Meclisi’nde taslak olarak sunulan ve 1 Ocak 2014’ten sonra ABD’nin DEAŞ’a karşı yürüttüğü faaliyetlere yardım eden Suriyelilere özel göçmenlik statüsü sağlayacak ve böylece söz konusu ortakları “Yeşil Kart” için uygun hale getirecek olan “Suriyeli Ortakları Koruma Yasası” baz alınıyor.

Yine analizde, Suriye’den çekilme sürecinin başlaması yönünde ABD kamuoyu ve politikacılarının kanaatinin giderek arttığı belirtiliyor. Mart ayında, ABD Temsilciler Meclisi üyesi Matt Gaetz’in, “Kongre’nin Suriye’de faaliyetlere asla yetki vermediği” gerekçesiyle tüm ABD güçlerini eşzamanlı olarak Suriye’den çekmek için bir karar önerisi sunduğu hatırlatılırken, her ne kadar mecliste başarısız olsa da bu karar önerisinin 321’e karşı 103 evet oyu almış olmasının sahadaki etkileri bakımından oldukça dikkate değer olduğu kaydediliyor.

ABD iç kamuoyu ve politikacıları nezdinde Suriye’deki askeri varlıkları meselesine dair net bir fikir birliği bulunmuyor. DEAŞ’la mücadele adı altında kontrolsüz bir biçimde silahlandırılan terör örgütü YPG/PKK, DEAŞ’ın ortadan kalkmasının ardından bölgedeki ABD çıkarları adına yeni bir aparat rolüne uyarlandı. ABD perspektifinde, Irak’ta yaşananların aksine ABD askerlerinin hayatını tehlikeye atmadan kullanışlı bir araç olarak Suriye’deki İran ve Rusya etkisine karşı vekil güç olarak bulunduruluyor. Yine ABD’nin söz konusu perspektifinin de yekpare olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Bu konu özelinde: Beyaz Saray, Pentagon ve ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) üçgenindeki hizipleşme de muhakkak göz önüne alınmalıdır.

Terör örgütü YPG/PKK’yı bölgede vekil güç olarak kullanan ABD, her fırsatta önemli bir müttefik ve sarsılmaz bir NATO üyesi olarak gördüğü Türkiye’nin konuyla ilgili haklı milli güvenlik kaygılarını görmezden gelmeye devam edemeyeceği somut bir gerçekliktir. Bu tablonun, yukarıda da belirtildiği gibi iç kamuoyu, düşünce kuruluşları ve politikacıların görüş ve önerilerinde de somutlaştığı görülüyor.

Suriye’nin kuzeyinin terör örgütü YPG/PKK’dan arındırılması, terör örgütünün bölgedeki etnik temizlik ve demografik değişim faaliyetlerine son verilmesi Türkiye’nin iç ve dış güvenliği açısından hayati önem taşıyor. Türkiye-Suriye sınırının tamamen terörden arındırılması, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı sorununun giderilmesi ve iç huzurun sağlanması adına da büyük bir gereklilik olarak karşımızda duruyor.

Yeni gelişmelerin eşiğinde Ankara’nın yol haritasına dair çeşitli öneriler olarak ise:

– Türkiye’nin Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyindeki terör hedeflerine karşı hava operasyonlarını aynı sabır ve kararlılıkla sürdürmesi,

– Hamas-İsrail çatışmasının bölgesel bir savaşa dönüşmesini engelleyici diplomatik çabaların devam etmesi,

– İran’ın hususen Suriye ve Irak’taki milis örgütlenmeleri yoluyla gerçekleştirdiği faaliyetlerine karşı dikkatli olunması,

– ABD’nin Suriye’deki askeri varlığının hukuki bir temelden yoksun ve gereksiz olduğu yönündeki tartışmaların iyi değerlendirilmesi,

– Terör örgütü YPG/PKK’ya bağlı çatı kuruluş olarak örgütlenmiş olan Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) dahilindeki Marksist-Leninist aşırı sol terör örgütlerinin, ABD vergi mükelleflerine finanse ettirildiğine dair ABD iç kamuoyuna bilgilendirme kampanyası yapılması,

– İç politikada puan toplamak adına dış politikada kırılganlığı artıran ideolojik söylemlerden uzak durulması,

– Körfez ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkilerin güçlendirilmesi,

adımları ön plana çıkmaktadır.

USA Syria
Mertcan GÜRKAN
Yazar

İlgili Yazılar

Türk Ordusu Reform Önerisi: Jandarmanın Kaldırılması ve Redif Teşkilatının Yeniden Kurulması

Türk Ordusu Reform Önerisi: Jandarmanın Kaldırılması ve Redif Teşkilatının Yeniden Kurulması

Emir Abbas GÜRBÜZ
Men Dakka Dukka: Fırat’ın Doğusunda İflas ve Suriye’de Yeni Dönem

Men Dakka Dukka: Fırat’ın Doğusunda İflas ve Suriye’de Yeni Dönem

B. Sarper BAYRAMOĞLU