Türk ordusunda Jandarma Teşkilatı’nın kaldırılarak yerine modern bir Redif Teşkilatı’nın kurulması, hem askeri hem de toplumsal faydalar sağlayabilir. Bu reform, küresel güvenlik açıklarına ve savaş risklerine karşı hazırlıklı olmayı güçlendirirken, toplumun askerlik bilincini artırarak toplumsal dayanıklılığı destekleyecektir. Orta Avrupa’daki yedek ordu sistemlerinden alınan örnekler, bu modelin uygulanabilirliğini göstermektedir.
Bu yazı yazıldığı sırada Şam’ın YPG’ye verdiği dört günlük süre henüz dolmadı. Şimdiye dek açık kaynaklardan gelen verilere göre hem Kuzey Irak’tan hem de İran’daki PJAK’tan militanlar Haseke bölgesine inerek burayı savunmaya hazırlanıyor. Bu durum halen anlaşmayı yürürlüğe koymayı kabullenmediklerini gösteriyor. Buna karşı yine açık kaynaklar, Şam’ın da bölgeye yığınak yaptığını gösteriyor.
Romanya ve Moldova’nın birleşmesi tarihte denenmiş ve bugün yoğun bir biçimde tartışılıyor olsa da günümüzde bu isteğe dair bir kesinlik mevcut değildir. Rusya’nın Ukrayna Savaşı sebebiyle meşgul olmasından fırsat bilinerek bu konuda girişimde bulunulması doğru bir girişim olacaktır.
13 Ocak 2026 itibariyle İran’da rejime karşı gösteriler devam etmektedir. Ancak bu eylemlerin rejime karşı genel grev ve İran’da rejimin güvenlik aygıtının tek parça olması nedeni ile eylemlerin akıbeti uğraması mümkün olabilir. Rejim kendini yenilemediği sürece daha fazla protestonun gerçekleşeceğini söylemek mümkündür. İran’da rejim Şah’ın yaptığı hatalardan ders çıkarmıştır.
Sonuç olarak ABD’nin Venezuela’ya yönelik müdahalesi ve Nicolas Maduro ile eşinin tutuklanması; enerji arzı güvenliği, jeopolitik rekabet ve sistemsel güç dengeleri gibi birden fazla faktörün birleşimiyle açıklanabilir. Bu müdahaleyi anlamlandırabilmek için idealist varsayımlar yerine, uluslararası ilişkilerin fiili işleyişini esas alan güç dengesi ve çıkar merkezli realist bir perspektif daha sağlıklı bir analiz sunmaktadır.
Entegrasyon konusunda önemli ve başarılı adımlar atan Sahel Konfederasyonu, ECOWAS tehditlerinin boşa çıkmasıyla birlikte bir dış müdahale ihtimalini de ortadan kaldırarak kağıt üstünde bölge için güçlü bir gelecek inşa etmektedir.
Çağdaş çağdan itibaren, önce uluslarüstü bir imparatorluk, sonra da ulus devlet olarak Türkiye, tarihsel olarak savaş malzemesi üretiminde yurt dışına önemli ölçüde bağımlı olmuştur. Bu durum, ülkenin güvenliği için önemli bir tehdit oluşturduğu gibi, gücünü gösterme konusunda da önemli bir engel teşkil etmiştir.
Diplomasi, ekonomi, güvenlik ve kültürel alışverişe uzanan bağlara sahip Türkiye için böyle bir dönüşüm geniş kapsamlı sonuçlara sahiptir. Anayasal meşruiyet yoluyla tutarlılığını yeniden kazanan bir Libya, yeniden inşa etmek, yeniden açılmak ve uluslararası alanda yeniden etkileşime girmek için daha iyi bir konumda olacaktır.
Ezcümle, eğer ki ABD hakikaten yeni bir güvenlik doktrinine geçiyorsa, bu durum Türkiye’nin “stratejik otonomi” arayışına belirli bir alan açabilir. Öte yandan Türkiye’yi, Batı ile kurumsal bağları zayıflamış, tamamen “al-ver”e dayalı (transactional) ve kuralsız bir ilişki ağının içine de itebilir.