Köşe Yazıları

Xi Jinping’in Büyük Tasfiyesi: Çin Ordusunda Neler Oluyor?

A. Doğucan TAYFUR 01 February 2026 5 dk okuma 17 görüntülenme
Xi Jinping’in Büyük Tasfiyesi: Çin Ordusunda Neler Oluyor?

 

Purge of top Chinese general throws military into turmoil, raises questions  about Taiwan

2026 yılının Ocak ayında Çin Halk Cumhuriyeti’nin Merkezi Askeri Komisyonu’nun bir parçası ve ülkenin en önde gelen generali olan Zhang Youxia tasfiye edildi. Önceki aylarda yaşanan tasfiyelerle birleştirince normalde 7 kişilik olan komisyonun yalnızca 2 üyesi kaldı, Xi Jinping’in kendisi ve Zhang Shengmin. Ordunun resmi yayın organı PLA Daily, tasfiyelerin sebebini yozlaşmaya ve disiplinsizliğe bağlıyor.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun liderliğinde aniden oluşan bu boşluk birçok spekülasyonun doğmasına sebep oldu. Kimileri bu olayı Xi’nin iktidarına karşı bir darbe girişimi olduğuna yorarken kimileri tasfiyelerin sebebini Çin’in olası Tayvan işgaline bağladı. İkinci gruba baktığımızda da yine iki birbiriyle çelişen fikir görmeliyiz, kimileri bu tasfiyelerin askeri liderlikte bir gençleşmeye yol açacağına ve Çin’in askeri agresyonunun artacağına yorarken kimileri de bu tasfiyelerle birlikte ÇHKO’nun operasyonel kapasitesinin kısıtlanacağını ve olası bir işgalin erteleneceğini varsayıyor.

Bu tür spekülasyonlara ve abartılı teorilere girmeden önce Çin’deki Ordu-Siyaset ilişkilerinin doğasını anlamak gerekiyor.

“Siyasi güç, silah namlusundan doğar.” Mao Dönemi Ordu-Siyaset İlişkileri

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra askeri elitler ülke siyasetinde aktif bir rol oynamıştır. Ordunun siyasette aktif bir aktör olduğu ülkelerde genelde ordunun kendisine çizilen bürokratik sınırları aşarak sivil yönetimi belli bir yöne ittiği veya sivil yönetimi doğrudan kaldırdığı görülür. Çin’e baktığımızda ise askerlerin siyasetteki aktif rolüne rağmen partinin ülke üzerindeki hegemonyasının hep sağlam kaldığı, askerlerin her zaman parti otoritesine bir şekilde sadık kaldığı görülür.

Örneğin 1953 yılındaki Gao Gang vakasında askeri elit ve sivil elit ilk kez karşı karşıya geldiğinde günün sonunda ordu parti otoritesine boyun eğdi. 1959 yılında Mao’nun Büyük İleri Atılım politikalarını eleştiren savaş kahramanı Mareşal Peng Dehuai, eleştirilerine parti içinden destek bulsa da günün sonunda kendisine yakın subaylarla birlikte tasfiye edildiğinde ordu parti yönetimine yine boyun eğmişti.

1967 yılında ise Kültür Devrimi esnasında ÇHKO, Kızıl Muhafızlarla doğrudan karşı karşıya gelip ilk kez bu tür anlaşmazlıklarında silahlı güç kullanmıştı. O dönem hem ülkenin merkezinde hem de eyalet yönetimlerinde sahip oldukları geniş etki ve güce rağmen ordu bunu iktidarı ele geçirmek için bir fırsat olarak kullanmamıştı. Veya Lin Biao ile siyasetteki gücü zirve yapan askerler, Lin Biao’nun ölümü sonrası kadrolardan temizlenirken herhangi bir direniş göstermemişti. Lin Biao’nun yapacağı iddia edilen darbe ise başarılı olsaydı bile yönetim kesinlikle ordu adına değil parti adına yapılacaktı. Ve en önemlisi Çin ordusu, Mao’nun ölümünden sonra Dörtlü Çete’yi doğrudan bir darbeyle indirmiş olsa da bu darbe sivil elitlerle işbirliği halinde gerçekleştirilmişti ve ordu siyaseten gayet hassas bir konumda olan Hua Guofeng’in yerini almaya çalışmamıştı.

Mao. Title in Chinese : 'Chairman Mao Zedong and his close friend comrade Lin  Biao reviewing the cultural revolutionary army'.) - Old map by XINHUA NEW  AGENCY

Ordunun ÇKP’ye olan sadakatini anlamak için Dörtlü Çete vakası hakkında biraz daha bilgi vermemiz gerekebilir. Kültür Devriminin sonuna giden süreçte Mao’nun politik gücü ciddi bir zarar almıştı, Mao’nun kendisine halef olarak seçip yükselttiği Lin Biao’nun rejim propagandasında aniden “Karşı Devrimci bir örgütün” liderine dönüşüp ölmüş olması Kültür Devrimine ve Mao’nun liderliğine dair kafalarda soru işaretleri uyandırmıştı.

Lin’in kaybıyla orduyla ilişkisi kopan, Kızıl Muhafızların kaybıyla silahlı gücünü yitiren, Mao’nun ölümüyle en büyük sembollerini yitiren ve politikalarına karşı hem ÇKP içinde hem toplum içinde muhalefetle karşılaşan Maoist Dörtlü Çete ordu tarafından devrildiğinde aslında Çin’deki Maoist rejimin ortadan kaldırılması için önemli şartlar oluşmuştu. Ama ordu rejimi değiştirmek yerine parti rejimini devam ettirmeyi seçti.

Peki ya siyasetteki bu aktif role rağmen partiye olan sadakatin kökeni ne? Bunu anlamak için Fang Zhu’nun “Gun Barrel Politics” kitabında kullandığı 3 ordu-siyaset ilişkisi modelini kullanabiliriz.

İlk modelimiz Batı toplumlarında gördüğümüz “Liberal Model” olacaktır. Bu model, günümüzde insanların aşina olduğu ve ordu ile sivillerin birbirlerinin sınırlarına saygı göstererek yalnızca kendilerini ilgilendiren konularda konuştuğu modeldir. Askeri elitler genel olarak ordu bütçesi, askeriyenin hazırlık durumu, ulusal güvenlik meseleleri gibi konularda siyasete yönelik fikir belirtirken bu sınırları aşmaları büyük bir suç olarak görülür.

İkinci modelse Doğu Avrupa’nın komünist rejimlerinde görülen ve partinin ordunun içine ideolojik endoktrinasyon yoluyla girdiği modeldir. Bu modelde rejim, ordu içinde kontrol mekanizmaları yerleştirerek siyasi komiserler ve istihbarat faaliyetleri aracılığıyla orduyu bastırır ve otonomisini ortadan kaldırarak rejime sadık hale getirir.

Mao’nun Çin’i ise iki modele de uymamaktadır. Zira ordu ne Batılı rejimlerdeki gibi siyasetten uzak duran bir profesyonelliktedir ne de Doğu Avrupa rejimleri gibi sivil elitler tarafından boyun eğdirilmiştir. Bu yüzden Çin’i tanımlamak için 3.bir model önerilmektedir: Neo Geleneksel veya Sembiyoz Modeli.

Mao Zedong’a göre siyasi güç, silah namlusundan doğmaktadır. Bu düşünce, Çin Komünist Partisi’nin Çin’de nasıl iktidara geldiğini düşününce anlam kazanmaktadır. Çin’in askeri ve sivil elitleri arasında net bir ayrım yapmak zordur çünkü ülkenin kurucu kadrosu iktidara geldikleri yolda uzun yıllar gerek Kuomintang hükümetine karşı gerekse Japonya’ya karşı cephelerde savaşmıştır. Sivil elitlerin pek çoğu askeri geçmişten gelmektedir ve sivil elitlerle askeri elitler arasındaki buğulu ayrımın doğal sonucu olarak bu iki tür elit iç içe geçmiştir.

İkinci modele benzer biçimde Çin ordusunda ciddi bir ideolojik endoktrinasyon olsa da bu endoktrinasyon onların siyasete boyun eğmesi için kullanılmamıştır, tam tersine askerlerin siyasete doğrudan doğrudan dahil olması teşvik edilmiştir. Subayların partiye üyelik oranı %100 iken politbüroda veya genel komitede asker oranında ciddi bir yoğunluk da görmekteyiz.

Mao dönemindeki elitler arası ilişkinin geleneksel bürokratik sınırları aşıyordu. Rejimin meşruiyeti ve elitler arasındaki ilişkiler, devrime giden yolda savaş alanında kurulmuş bireysel “yoldaşlık” bağlarına dayanmaktaydı.

Bu modele Neo Geleneksel denmesinin sebebi bu durumun modern öncesi Avrupa’ya benzetilmesidir. Sivil ve askeri elit arasında muğlak bir ayrım varken bu elitler arasındaki her mücadeleye rağmen bu elitler bir kurum olarak monarşiye sadıktı. Çin’de ise günün sonunda nasıl bir hizipleşme ve köken olursa olsun birbiriyle mücadele eden her elitin çıkarını savunduğu ana kurum parti olmuştur.

Politize askeri elitler askeriyenin kurumsal çıkarlarını değil partinin çıkarlarını önemsemiştir ve aynı durum sivil elitler için de geçerlidir. Örneğin Lin Biao’nun ordunun siyasetteki ağırlığını arttırmak için yaptığı tercihler kurumsal olarak askeriyeyi savaşa hazırlık açısından ciddi ölçüde zayıflatırken askeri elit parti çıkarını ordu çıkarının önüne koyarak bundan rahatsız olmamıştır. Yine askeri elitin politikleşmesi onları parti içi hizipleşmelere dahil ederek siyasete doğrudan müdahil olan birleşik bir askeri elitin varlığını engelleyerek partinin ordu üzerindeki kontrolünü sağlamlaştırmıştır.

Reform ve Profesyonelleşme

Çin Halk Cumhuriyeti liderliğini oluşturan nesiller gençleştikçe Mao dönemindeki Ordu-Sivil ilişkilerini şekillendiren temel şartlar ortadan kaybolmaya başlamıştır. Yeni nesil Çin eliti, kendilerinden önceki yönetici elitin sahip olduğu ve devrim süreciyle şekillenen networklere sahip değil. Bunun doğal sonucu olarak Mao döneminin aksine askeri ve sivil elitler arasındaki ayrım belirginleşmiş ve bürokratik sınırlar çizilmeye başlamıştır.

Yine reform dönemine geldiğimizde ÇHKO’nun ekonomik aktivitelere dahil olması, teknolojik olarak çağın öbür ordularının gerisinde kalması gibi sebepler ordunun profesyonelleşmesi için bir ihtiyaç doğurmuştur. Özellikle 1979 yılında Çin ve Vietnam arasında gerçekleşen savaş ÇHKO’nun eksikliklerini ortaya çıkararak orduda reformun ne kadar gerekli olduğunun altını çizmiştir.

Deng Xiaoping, Çin üzerinde otorite sahibi olduğunda ÇHKO’yu profesyonelleştirmek ve hizipleşmeleri dağıtmak için yoğun bir çaba göstermiştir. Yine Deng, Jiang Zemin’in ordu üzerinde kurumsallaşmış bir otoriteye sahip olmasını sağlayarak Zemin’in ÇHKO’nun tarihteki ilk sivil lideri olmasını sağlamıştır.

Jiang Zemin, former Chinese leader, dies at 96 : NPR

75li yıllarda 4.5 milyon olan asker mevcudu 1980lere gelindiğinde 3 milyona indirilmişti. Profesyonel askeri eğitim, teknolojik yatırımlar, doktrin değişiklikleri de hız kazanmıştı. Özellikle Körfez Savaşı’ndan sonra ordudaki reformlar hız kazanarak yüksek teknolojili savaşa uyum sağlamak üzerine bütçe düzenlemeleri yapılmıştır.

80lerden beri süregelen bu reformlarla ordu ticari işlerden çekilmiştir, ayrıca ÇHKO’nun politburodaki temsili gitgide düşmüştür. Partinin silahlı kolu olarak görülen ordu, yolsuzluk soruşturmalarının da etkisiyle siyasette aktif bir aktör olmaktan çıkarılmış ve odak noktası tamamen Güney Çin Denizi ve Tayvan gibi dış meselelere kaydırılmıştır.

Xi Jinping’in iktidara gelmesiyle bu reformlar hız kazanmıştır. Merkezi Askeri Komisyonun başı olarak Xi, orduda ciddi bir yeniden yapılandırmaya giderek donanma, hava kuvvetleri ve roket kuvvetlerini büyütüp kara kuvvetlerinin küçültülmesine devam etmiştir. Yolsuzluk karşıtı operasyonlarla 100’den fazla kıdemli subay tasfiye edilmiştir.

Çin ordusu siyasetin doğrudan bir parçası olan, kalabalık mobilizasyonunu terk edip Çin’in bugünkü bölgesel ve hatta küresel arzularına hizmet edecek profesyonel bir orduya dönüştürülmüştür. Bununla birlikte parti-ordu ilişkileri tam koparılmamıştır ve ordu hala devletin değil, partinin ordusudur.

Son Askeri Tasfiyeler

Daha önce belirtildiği gibi Çin’de üst düzey generallerin tasfiye edilmesi yeni bir olgu değil, bugünkü tasfiyeler ise Mao döneminden beri gördüğümüz en büyük tasfiye. Zhang Youxia’nın Çin başkanı Xi’ye en sadık generallerden biri olması, hatta doğrudan aile dostu olması, bu tasfiyelerin herkesi hedef alabileceğini göstermektedir.

Ordudaki profesyonelleşmeye rağmen eski yönetici elitlerin aileleri partide kilit roller alabilmektedir. Youxia da bunlardan birisidir. Zhang Youxia’nın babası, Xi Jinping’in babasıyla beraber, Çin Komünist Partisi’nin Kuomintang ve Japonya’ya karşı verdiği savaşlar sırasında ordunun parçası olarak savaşmış ve devrim sürecinin doğrudan parçası olmuşlardır. Ayrıca Youxia, Çin-Vietnam savaşında savaşmış bir subay olarak ordunun aktif çatışma görmüş az sayıda generalinden birisidir.

Peki böyle bir isim neden tasfiye edilmiş olabilir? Bunun üzerine konuşmadan önce belirtmeliyiz ki Çin’in iç işleri kapalı kutu niteliğindedir. Bu ülkede neyin ne olduğuna dair elimize doğru bilgilerin geçmesi pek kolay değil ve yayılan tüm haberlere temkinli yaklaşmak gerekmektedir. Rejimin niteliğinden ötürü Çin’in resmi organlarından şeffaflık ve dürüstlük beklemek ne kadar saflıksa, rejime muhalif sürgündeki isimlerin iddialarına güvenmek de o kadar saflık olacaktır.

İlk olarak resmi olarak açıklanan gerekçe, yani yolsuzluk, hiç de mantıksız görünmüyor. Konumundan ötürü alt kademelerdeki atamalarda ve terfilerde önemli bir gücü olan Youxia, gücünü kendi şahsi menfaatleri doğrultusunda suistimal etmiş olabilir. Genel olarak bu tasfiyelerin en mantıklı gerekçelerinden biri, Xi Jinping’in alt kademelerdeki son atamalardan ve terfilerden memnun olmaması olabilir.

Elbette bu parti propagandistlerinin iddia ettiği gibi tasfiyelerin basit ve anlamsız olduğu anlamına gelmemeli. Ordunun yöneticilerini hedef alan bu büyüklükteki bir tasfiye kesinlikle ordunun operasyonel kapasitesine ciddi zarar verecektir, ayrıca bu kadar büyük isimlerin tasfiye edilmesine gerek duyulması daha en başından içerideki durumun dışarıya yansıtıldığı kadar olumlu olmadığını göstermektedir.

Bir diğer iddia ise Tayvan ile ilgili. Eski CIA direktörü William Burns, 2023 yılında Xi Jinping’in Çin ordusuna 2027 yılında Tayvan’ı işgal etmeye hazır hale gelmesi için emir verdiğini iddia etmiştir.[1] Genel olarak Amerikan istihbaratı 2027 yılını Tayvan meselesi için kilit tarih olarak işaret etmektedir. Ayrıca ABD Savaş Bakanlığı tarafından kongreye sunulan 2025 tarihli yıllık raporda da Çin’in askeri hedefleri için 2027 yılı işaret edilmektedir.[2]

Peki neden 2027? Tasfiye konusundan çok sapmadan kısaca anlatırsak Çin, Tayvan ile gerçekleşecek birleşmenin barışçıl yollarla gerçekleşeceğine dair olan umudunu gitgide yitirmektedir. Çin’in uzun süredir desteğini verdiği ve iktidardaki DPP’nin aksine diplomatik temaslar kurduğu Kuomintang girdiği her seçimi kaybetmektedir ve partinin geleceği pek de parlak gözükmemektedir.

Tayvan’daki kamuoyu gitgide kendisini Çin’den ve Çinlilerden ayrı bir ülke ve ulus olarak görmektedir. 2028 yılının başlarında gerçekleşmesi gereken Tayvan seçimlerini de Kuomintang’ın kaybedeceği tahmin edilmektedir. Tayvan’daki bu gelişmeler Tayvanlıların kendilerini tanımladığı kimliğin Çinlilikten gitgide uzaklaştığını göstermektedir. ÇKP, bu süreci durdurmak için birleşmeyi güç kullanarak sağlamayı, bu yolda da 2027 yılında veya 2028 yılının başlarında harekete geçmeyi mantıklı görebilir.

Ayrıca 2027 yılında Xi Jinping’in 3.döneminin biteceğini düşünürsek 4.dönemine giden yolda Çin-Tayvan birleşmesini sağlayarak Xi kendisini Mao ve Deng’e denk bir lider olarak tarihe kazıyabilir.

Tasfiye meselesine gelirsek bu tasfiyelerin gerçekleşmesinin bir sebebi Xi’nin ordunun 2027 yılındaki olası bir işgal için hazırlıklı olmadığını düşünmesi ve bundan tasfiye edilen isimleri sorumlu tutması olabilir. Yine Youxia’nın 2027 hedefine karşı çıkması, süreyi kısıtlı bulması ve bu konuda yönetimle tartışmaya girmiş olması ihtimal dışı değil.[3]

Wall Street Journal tarafından yapılan bir haberdeyse tasfiyeyle ilgili olan yapılan briefing ile ilgili birtakım çarpıcı iddialar bulunmaktadır. Resmi haber kaynaklarında yolsuzluk ve disiplinsizlik olarak tanımlanan suçlar, WSJ haberine göre şu şekilde: siyasi klikler oluşturmak, rüşvet karşılığı atamalar yapmak ve en önemlisi Çin’in nükleer silah programıyla ilgili olan bilgileri ABD’ye sızdırmak. [4]

WSJ tarafından yapılan habere göre Youxia’nın tasfiyesine giden süreci başlatan olay eski savunma bakanı Li Shangfu’nun terfisi olmuştu. İddialara göre Youxia, Shangfu’nun yükselişini yüksek miktarda rüşvet karşılığı sağlamıştı. Shangfu, 2023 yılında tasfiye edilmiş ve yolsuzluk iddialarıyla partiden çıkarılmıştı. Ayrıca bu habere göre Youxia ve kendisiyle birlikte tasfiye edilen general Liu Zhenli ile birlikte çalışmış subaylar da soruşturma altında.

Son olarak bu tasfiyelerin sebebini ordu içinde Xi karştı bir klikleşmeye, Xi’nin ordu üzerindeki otoritesini sağlamlaştırma girişimine ve hatta başarısız bir darbe girişimine bağlayanlar da vardır. Bu iddia özellikle güvenilirliği pek yüksek olmayan sürgündeki muhalif isimler arasında yaygındır. Peki hangisi doğru?

Son Tasfiyelerin Ardından Çin’in Geleceği

Massive military parade for Xi as Hong Kong activists freed | SBS News

Burada sıralanan iddiaların hemen hemen hepsinde bir doğruluk payı olabilir. İlk olarak resmi açıklama olan yolsuzluk, WSJ tarafından yapılan haberin ABD’ye bilgi sızdırmak gibi ekstrem kısımlarını dışarı çıkarırsak haberle örtüşmektedir. Yine Tayvan meselesine dair ordunun hazırlığının yeterli bulunmaması bu hazırlık sürecinin yolsuzluk sebebiyle bazı noktalarda sekteye uğradığı anlamına gelebilir.

Bununla birlikte ÇKP’nin risk altında olduğu iddiaları kesinlikle gerçeği yansıtmamaktadır. Bu tür daha ekstrem senaryolar genellikle muhalif Çinli kaynaklardan çıkmaktadır ve doğal olarak bunlara temkinli yaklaşılmalıdır. Çin ordusu hala partinin askeri kanadıdır, ÇHKO profesyonelleşirken partinin ideolojik hegemonyasından çıkmamıştır. Çin ordusu bugün kurumsal olarak darbe gerçekleştirme potansiyelinin en düşük olduğu halindedir. Böyle bir şey mümkün olsaydı bile bu darbe rejimi veya partiyi hedef almayıp yine partinin çıkarını savunacaktır. Yani ÇKP için görünürde bir risk yok.

Ancak bu iddiaların en küçük hali bile elbette Xi Jinping’in otoritesine karşı bir tehdit göstermektedir. 2027 yılında liderliğinin 3.dönemi bitecek olan ve çok büyük ihtimalle 4.dönem için başkan olacak olan Xi, bugün Merkezi Askeri Komisyonda etki ve güç bakımından kendisine en yakın olan ismi tasfiye ederek kendi gücünü sağlamlaştırmayı hedefliyor olabilir. Ama Çin lidere değil, partiye endeksli bir ülkedir. 

Elbette durumlar Çin’in dışarıya yansıtmak istediği kadar iyi olmasa da Çinli muhaliflerin umduğu kadar yıkıcı da değil. Çin, Xi Jinping olsun veya olmasın, temel stratejisinden vazgeçmeyecektir.

Tayvan meselesine gelince Çin ne olursa olsun Tayvan ile birleşme hedefinden vazgeçmeyecektir. Eğer ordu ile Xi Jinping arasında Tayvan ile ilgili bir anlaşmazlık varsa bu Tayvan ile birleşmenin güçle veya barışçıl yolla olması tartışması değil, ordunun ne kadar hazır olduğu tartışmasıdır. Bu yazının konusu Çin’in askeri kapasitesi olmamakla birlikte Çin’in askeri modernleşmesinin hedeflerini aşağı yukarı Xi Jinping’in 18 Ekim 2017 tarihli Çin Komünist Partisi’nin 19.Ulusal Kongresinde yaptığı konuşmada görebiliriz. Bu hedeflere göre Çin’in askeri modernleşmesi 2035 yılında tamamlanmış olacak ve Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100.yıldönümü olan 2049 tarihinde birinci sınıf bir ordu haline gelecek.[5]

Bu son tasfiyeler şüphesiz Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun operasyonel kapasitesine ciddi anlamda zarar vermiştir. Önümüzdeki günlerde yönetimde oluşan boşluğu Xi Jinping’in nasıl dolduracağını göreceğiz. Çin’in 2032 yılına kadar başında durmayı hedefleyen Xi’nin atayacağı isimler büyük ihtimalle kendisinden sonra Çin yönetimini devralacak nesilden olacaktır. Bu yüzden daha genç ve askeri anlamda daha agresif bir subay kadrosunun yükselişine tanıklık edebiliriz.

Optimist bir yaklaşımla ordunun operasyonel kapasitesinin aldığı hasarın olası bir Tayvan işgalini ertelediğini düşünebiliriz. Ancak böyle olsa bile bu Çin’in pasifleşeceği anlamına gelmemeli. Eğer boşalan kadrolar daha genç ve agresif isimlerle doldurulursa Çin’in gelecek lider neslini oluşturacak bu isimler rüştlerini ispatlamak için Tayvan’dan önce Myanmar veya Güney Çin Denizi’nde ufak askeri maceralara girişebilir.

Kaynakça

Fang Zhu, Gun Barrel Politics: Party-Army Relations in Mao’s China

David M. Finkelstein - Kristen Gunnes, Civil-Military Relations in Today’s China: Swimming in a New Sea

Ellis Joffe, The Chinese Army After Mao

https://www.foxnews.com/world/china-xi-ordered-military-ready-taiwan-invasion-2027-cia-director-burns-says

https://media.defense.gov/2025/Dec/23/2003849070/-1/-1/1/ANNUAL-REPORT-TO-CONGRESS-MILITARY-AND-SECURITY-DEVELOPMENTS-INVOLVING-THE-PEOPLES-REPUBLIC-OF-CHINA-2025.PDF

https://jamestown.org/zhang-youxias-differences-with-xi-jinping-led-to-his-purge/

https://www.wsj.com/world/china/chinas-top-general-accused-of-giving-nuclear-secrets-to-u-s-b8f59dae?mod=world_lead_pos1

https://www.xinhuanet.com/english/download/Xi_Jinping's_report_at_19th_CPC_National_Congress.pdf

[1] https://www.foxnews.com/world/china-xi-ordered-military-ready-taiwan-invasion-2027-cia-director-burns-says

[2] https://media.defense.gov/2025/Dec/23/2003849070/-1/-1/1/ANNUAL-REPORT-TO-CONGRESS-MILITARY-AND-SECURITY-DEVELOPMENTS-INVOLVING-THE-PEOPLES-REPUBLIC-OF-CHINA-2025.PDF

[3] https://jamestown.org/zhang-youxias-differences-with-xi-jinping-led-to-his-purge/

[4] https://www.wsj.com/world/china/chinas-top-general-accused-of-giving-nuclear-secrets-to-u-s-b8f59dae?mod=world_lead_pos1

[5] https://www.xinhuanet.com/english/download/Xi_Jinping's_report_at_19th_CPC_National_Congress.pdf

Çin
A. Doğucan TAYFUR
Yazar

İlgili Yazılar

Türk Ordusu Reform Önerisi: Jandarmanın Kaldırılması ve Redif Teşkilatının Yeniden Kurulması

Türk Ordusu Reform Önerisi: Jandarmanın Kaldırılması ve Redif Teşkilatının Yeniden Kurulması

Emir Abbas GÜRBÜZ
Men Dakka Dukka: Fırat’ın Doğusunda İflas ve Suriye’de Yeni Dönem

Men Dakka Dukka: Fırat’ın Doğusunda İflas ve Suriye’de Yeni Dönem

B. Sarper BAYRAMOĞLU