2021 yılında gerçekleşen Myanmar darbesi, Çin’in bölgedeki en önemli müttefiklerini devirerek Çin’in bölgedeki stratejik çıkarlarını büyük riske sokup Çin’i darbecilerle işbirliği yapmaya zorladı. Çin’in bölgede istikrarı sağlama hedefi için cunta karşıtı demokratik partizanların iktidara gelmemesi mühim olsa da, cuntaya yönelik olan geniş halk nefreti uzun vadede Çin’in çıkarları için yine tehlikelidir.
Aeroflot’a yönelik 2025 siber saldırısı, siber alanın günümüz uluslararası ilişkilerinde ne kadar önemli olduğunu net bir biçimde göstermektedir. Bu olay, bir havayolu şirketinin operasyonlarını durma noktasına getirmenin yanında, uluslararası yolcu taşımacılığında güven algısını olumsuz yönde etkilemiş, Ukrayna ile aktif savaş halinde bulunan Rusya’nın prestijini zedelemiştir.
Bu potansiyel göç dalgasının boyutları, önceki deneyimlerden farklı olabilir. Ekonomik motivasyonlu olan bu göç, daha uzun süreli ve daha organize olabilir.
Kıbrıs, dün olduğu gibi bugün de uluslararası diplomasinin mihenk taşlarından biri. Türkiye için Kıbrıs, sadece bir güvenlik meselesinin çok ötesinde, bölgesel nüfuzun ve tarihi sorumluluğun bir simgesi.
Sonuç olarak Avrupa, daha önce mali yük ve gereksiz olarak gördüğü ve bu şekilde propagandasını da yaptığı savunma alanında, kıtanın gelecekteki güvenliğini sağlamak amacıyla geniş kapsamlı bir yatırım, dönüşüm ve entegrasyon süreci başlatmış durumdadır.
Sonuç olarak, Trump’ın Avrupa’daki yeni sağ hareketlerle kurduğu ilişki, sadece transatlantik işbirliğinin geleceğini değil, küresel güç dengelerini ve uluslararası sistemin temel yapısını da etkileme potansiyeline sahip.
Fransa–Cezayir krizi, sıradan bir diplomatik anlaşmazlık değil; onlarca yıllık tarihî kırgınlıkların, bölgesel politika farklılıklarının ve değişen küresel dengelerin bir sonucudur. Ekonomik bağlar hâlâ önemli olsa da artık siyasi kırılmalara karşı iki ülke ilişkilerini korumaya yetmiyor.
TRIPP’in Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki düşmanlığı sonlandırdığı kolaylıkla söylenebilir, ancak bölgede yeni gerilimlerin ve yeni dengelerin (veya dengesizliklerin) ortaya çıkacağı şimdiden aşikâr.
Son tahlilde, “Anlatıyı kim kurarsa, kamuoyunu da o belirler” sözü yalnızca bir medya eleştirisi değil; çağımızın epistemolojik ve politik anahtarlarından biri. Bu anahtarı iyi kavrayıp kullanmak, özgürlüğümüzün teminatıdır.