Köşe Yazıları

Mart Soğuk Yüzünü Gösterirken: Balkan Baharı Başladı Mı?

B. Sarper BAYRAMOĞLU 29 March 2025 5 dk okuma 11 görüntülenme
Mart Soğuk Yüzünü Gösterirken: Balkan Baharı Başladı Mı?

Son yıllarda Balkanlar’da giderek artan toplumsal huzursuzluklar, bölgenin siyasi ve ekonomik dinamiklerinde önemli değişimlerin yaşandığını gösteriyor. Slovakya, Sırbistan ve Türkiye’de gerçekleşen büyük çaplı protestolar, Kuzey Makedonya, Romanya ve Yunanistan gibi diğer ülkelerdeki kitlesel hareketlerle birlikte ele alındığı zaman, ortak sorunlar ve benzer nedenler dikkat çekiyor. Bu protestoların yakın zamanlarda gerçekleşmesi ise bir soruyu gündeme getiriyor: Bir Balkan Baharı kapıda olabilir mi?

Bir Uçtan Bir Uca: Protestolar Yükseliyor 

Sırbistan Balkan protestolarının ilkine ve en uzun sürenine sahiplik ediyor. İlk protestolar Aralık 2023’te gerçekleştirilen seçimlerin ardından yaşadı. Muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri, seçimlerde hile yapıldığını ve iktidardaki Aleksandar Vučić hükümetinin demokratik süreci baltaladığını öne sürdü. Protestocular, Belgrad ve diğer büyük şehirlerde sokakları doldurarak yeniden seçim talep etti. Gösterilere polis müdahalesi sert oldu ve birçok muhalif aktivist gözaltına alındı. Protestolar, Vučić yönetiminin giderek artan otoriter politikalarını ve medya üzerindeki baskılarını da hedef alarak geniş bir siyasi hareketin parçası haline geldi. 2024 başında seçimlerle ilgili soruşturmalar kapatıldı. Ancak Kasım 2024’te Sırbistan’ın en büyük ikinci şehri Novi Sad şehrindeki tren istasyonunun çökerek 16 kişinin ölümüne neden olmasıyla olaylar tekrar alevlendi ve Sırbistan genelinde toplamda 400 şehir ve kasabaya yayıldı. Aylardır devam eden protestolar, etkili bir boykot ile birleşti ve sonuç olarak 19 Mart’ta Başbakan Vucevic istifasını sundu.

Yunanistan protestolarının da demiryolları sebebiyle başlaması talihin bir cilvesi olsa gerek. Yunanistan’ın Tempe bölgesinde, 28 Şubat 2023 tarihinde iki trenin kafa kafaya çarpışması sonunda 57 kişinin hayatını kaybetmesi ve 180 kişinin yaralanması sonucu 1 Mart’ta ülkede protestolar başladı. 2 Mart’ta demiryolu çalışanları toplu grev başlatırken 5 Mart’a gelindiğinde olaylar ülkede pek çok şehre sıçramıştı. 8 Mart tarihinde Dünya Kadınlar Günü yürüyüşü ile birleşen 24 saatlik grev ile birlikte olaylar daha da büyüdü. Protestolar, Yunanistan tarihinin en büyük protestolarına dönüştü ve tüm süreç boyuna toplamda 2.500.000 insanı sokağa döktü. Olayların sonucunda Yunan Ulaştırma Bakanı sorumluluğu üstlenerek istifa etti, ancak soruşturmalar başka 43 yetkiliye daha uzandı. Kazanın birinci ve ikinci yıl dönümü de protestolara tanıklık etti.

Romanya protestoları da seçimler etrafında odaklandı. Kasım 2024’te başlayarak AB politikaları karşıtı olan ve Ukrayna Savaşı’nda Ukrayna’ya verilen desteği eleştiren Rus yanlısı Călin Georgescu’nun anketlerdeki yükselişine karşılık protestolar baş gösterdi. Seçimlerin 24 Kasım’da gerçekleşen birinci turundan Georgescu’nun zaferle ayrılmasının ardından protestolar arttı ve 6 Aralık 2024’te Romanya Anayasa Mahkemesi seçimleri geçersiz saydı. AB yanlıları derin bir nefes alırken Georgescu taraftarları bunun demokrasiye bir darbe olduğunu iddia ederek karşı protestolara başladı. Seçimin Mayıs 2025’te tekrarlanması kararlaştırıldı, ancak Anayasa Mahkemesi Rusya’nın seçimlere müdahale ettiği şüphesi ile soruşturma başlattı ve Georgescu’ya seçim yasağı getirdi. Anayasa Mahkemesi’nin kararları halen Transatlantik kulislerde tartışılıyor.

Slovakya, Başbakan Robert Fico’nun göreve gelmesiyle birlikte otoriterleşme eğilimleri gösteren hükümet politikalarına karşı kitlesel protestolara sahne oldu. Özellikle basın özgürlüğüne yönelik tehditler ve yargı bağımsızlığının zedelenmesi, halkın sokaklara dökülmesinin başlıca nedenleri arasında yer aldı. Fico hükümeti, yargıyı kontrol altına almak için anayasada değişiklikler yapmaya çalışırken, basına yönelik baskıları da artırdı. Aralık 2024’te Fico’nun, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmek için Moskova’ya gitmesi ise protesto dalgasını tetikledi. Moskova’ya gittikten sonra iki hafta kadar ülkesine geri dönmeyen Fico ise 24 Ocak 2025’te Slovak Gizli Servisi’ne dayanarak kendisine yönelik bir darbe teşebbüsünde bulunulduğunu iddia etti. Bu iddianın ardından protestolar daha da alevlendi ve aynı gün yalnıza Bratislava’da 40.000’e yakın gösterici toplandı. 8 Şubat 2025’te ise Slovakya’daki 41 yerleşimde Avrupa’daki 13 ayrı şehirde toplam 110.000 gösterici eylemde bulundu. Protestocuların talepleri arasında hükümetin istifası, yargının bağımsızlığının korunması ve medyaya yönelik baskıların sonlandırılması bulunuyor.

Kuzey Makedonya protestolarının tetikleyicisi ise Koçana şehrinde gerçekleşen bir gece kulübü yangınında 59 kişinin ölümü ve 150’den fazla kişinin yaralanması oldu. Binlerce insan Koçana ve Üsküp’te protestolara katılırken Koçana’da gösteriler şiddetlendi ve göstericiler, gece kulübünün sahibine ait olduğunu düşündükleri yerleri yağmalamaya başladılar.

Türkiye bu zincire dahil olan son halka oldu. Muhalefetin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve muhtemel cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun önce üniversite diplomasının iptal edilmesi, ardından da göz altına alarak tutuklanması üzerine ülkede binlerce kişi sokaklara döküldü. Tıpkı Sırbistan’daki gibi eylemler halen devam ediyor.

Bölgesel Eğilimler ve Ortak Temalar 

Balkanlar’da son dönemde gerçekleşen protestolar, farklı ülkelerde ortaya çıkmalarına rağmen bazı ortak dinamikler taşıyor. Toplumları sokağa döken sebepler arasında demokratik gerileme, ekonomik krizler, yolsuzluk, seçim süreçlerine dair adaletsizlikler ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar öne çıkıyor. Ayrıca, gençlerin ve sosyal medyanın etkisi, protestolardaki belirleyici bir rol üstlenmiş vaziyette. Tüm bu ortak paydalar, bu gösterilerin bölgesel bir hareketin parçası olarak değerlendirilmesini mümkün kılıyor.

Balkanlar’daki birçok ülkede yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve işsizlik gibi ekonomik sorunlar, protestoların en büyük motivasyon kaynaklarından biri oldu. Ekonomik zorluklar, yolsuzlukla birleşerek yönetime duyulan güvenin azalmasına neden oldu. İktidardaki liderlerin gücü merkezileştirmeye yönelik hamleleri protestoların başlıca tetikleyicilerinden biri oldu. Devlet yönetiminde şeffaflık eksikliği ve siyasi elitlerin kendilerini yargıdan korumaya yönelik girişimleri, toplumların öfkesini artırdı. Liderler medya üzerinde baskı kurma, yargıyı kontrol altına alma ve seçim süreçlerini manipüle etme iddialarıyla eleştirildi. Halkın demokratik haklarına yönelik bu tür hamleler, kitlelerin mobilize olmalarını tetikleyerek geniş çaplı protestoların fitilini ateşledi. Hükümetlerin meşruiyetlerini dahi sorgulatarak Balkanlar’da demokrasiye olan inancı zayıflatan bu durumlar, hükümetlerin ekonomik krizleri yönetmedeki başarısızlığıyla da birleşti. Böylece ülkelerde gelişen tek birer olay dahi halkın daha iyi yaşam koşulları talebiyle sokağa dökülmesine sebep oldu.

Bölgesel İstikrar ve Uluslararası Boyut 

Elbette ki siyaset bir bütündür ve iç politikaları dış politikalar olmadan okumak analizleri eksik bırakır. Bu sebeple tıpkı Arap Baharı’nda olduğu gibi Balkan protestolarını da yalnız iç siyasetle okumak hatalı olur.

ABD seçimlerinden galip çıkan Donald Trump’ın ABD’nin gerek iç gerekse dış politikasında depremler yaratan kararlarının etkilerinin yalnızca Ukrayna ile sınırlı kalacağı düşünülemez. Soğuk Savaş’ın bitişinden bu yana liberal sol politikalar ile bir bütünlük içerisinde olan Atlantik Topluluğu, şimdi en büyük fay hattının kırılmasıyla yüzleşmekte. Atlantik’in iki yakası ideolojik ve siyasi görüşlerini çarpıştırırken beklenmedik yerlerde yeni müttefikler arıyorlar ve bu sırada ideolojik mücadelelerinin savaş alanlarından birisi de Balkanlar olarak ortaya çıkıyor.

Elbette burada birilerinin düğmeye bastığını ve olayların başladığını iddia etmek komplo teorisyenliğine kaçar. Yine de Avrupa ülkelerinin Balkanlar’daki protestoları destekleyen açıklamaları, AB’nin arka bahçesini güvene almaya çalıştığı olarak okunabilir. Öte yandan Türkiye burada farklı olarak öne çıkıyor. Diğer Balkan ülkelerinin aksine Türkiye Cumhurbaşkanı’nın ABD Başkanı ile olan yakın ilişkileri bilinen bir gerçek ve muhalefetin de özellikle Avrupa’daki sol partiler ile dayanışma içinde olduğu bir sır değil. Üstelik Avrupa ülkelerinin, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına yönelik itirazlarının gönülsüz olması ve ABD’nin konuyla ilgili yorumdan kaçınması da manidar.

Sonuç 

Balkanlar’da son dönemde yaşanan protesto dalgası, bölgenin siyasi, ekonomik ve toplumsal dinamiklerini yeniden şekillendirme potansiyeline sahip. Büyük ölçekli gösteriler, yalnızca yerel yönetimleri değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri ve uluslararası aktörlerin stratejilerini de etkilemektedir.

Balkanlar’daki protestoların muhtemelen önemli yönü, gençlerin ve dijital platformların mobilizasyon sürecindeki belirleyici rolüdür. Dünya öğrenci hareketlerine yabancı değil, ancak bu durumda özellikle sosyal medya, gösterileri koordine etme, bilgi paylaşımı yapma ve uluslararası kamuoyunun dikkatini çekme açısından kritik bir işlev gördü. Gençler, ekonomik sıkıntılar ve gelecek kaygıları nedeniyle sokağa çıkan grupların başında yer aldı. Bu durum, genç nüfusun artan siyasal katılımını ve gelecek yıllarda bölgedeki siyasal hareketlerin yönünü belirleme potansiyelini gösteriyor.

Balkanlar’da protestoların sonuçları, her ülkenin iç dinamiklerine ve uluslararası aktörlerin tepkilerine bağlı olarak şekillenecektir. Ancak mevcut gelişmeler, halkın yönetime olan tepkisinin giderek arttığını ve yeni bir siyasal dalganın oluşabileceğini göstermektedir. Önümüzdeki yıllarda bu sürecin nasıl evrileceği ise hem bölge ülkeleri hem de küresel güçler açısından kritik bir sınav olacaktır.

B. Sarper BAYRAMOĞLU
Direktör ve Yazar

İlgili Yazılar

Türk Ordusu Reform Önerisi: Jandarmanın Kaldırılması ve Redif Teşkilatının Yeniden Kurulması

Türk Ordusu Reform Önerisi: Jandarmanın Kaldırılması ve Redif Teşkilatının Yeniden Kurulması

Emir Abbas GÜRBÜZ
Men Dakka Dukka: Fırat’ın Doğusunda İflas ve Suriye’de Yeni Dönem

Men Dakka Dukka: Fırat’ın Doğusunda İflas ve Suriye’de Yeni Dönem

B. Sarper BAYRAMOĞLU