Sonuç olarak, Üsküdar Üniversitesi ve Karayip ASEAN Konseyi tarafından hazırlanan COP28, Progress or Regression adlı rapor, COP28 Başkanlığı’nın önerdiği önlemlerin yeterliliği ve petrol endüstrilerinin gündemi şekillendirmedeki rolü hakkında meşru endişeler olmasına rağmen, COP28’in şimdiye kadar ki en iddialı gündemi sunduğunu anlatmaktadır.
Suriye’nin kuzeyinin terör örgütü YPG/PKK’dan arındırılması, terör örgütünün bölgedeki etnik temizlik ve demografik değişim faaliyetlerine son verilmesi Türkiye’nin iç ve dış güvenliği açısından hayati önem taşıyor. Türkiye-Suriye sınırının tamamen terörden arındırılması, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı sorununun giderilmesi ve iç huzurun sağlanması adına da büyük bir gereklilik olarak karşımızda duruyor. Yeni gelişmelerin eşiğinde Ankara’nın yol haritasına dair çeşitli öneriler olarak ise:
İsrail’in askeri harekât tarzının izah edilemez boyutlarda olması itibariyle bölgedeki toplumlarında Batı ile zaten zayıf olan duygusal bağı tamamen kaybettiğini de hesaba katacak olursak; BRICS çizgisinin daha fazla toplumsal rıza üretmesi zor olmayacaktır. BRICS liderliğinin ve taraflarının herhangi bir diplomatik zemin kaybedecek girişimde-aksiyonda bulunmaması da politik seyrin kendi lehlerine ilerlemesine imkân tanıyacaktır. Enerji ihracatçısı ülkelerin Batı’ya karşı itidalli yaklaşımlarını
Son olarak Türk diasporasının kısa vadede bir çıkış yolu, diğer diasporalar ile iş birliği yapmak olacaktır. Yahudi diasporasının lobicilik gücü, 2010’daki Mavi Marmara saldırısı ile iki ülkenin arası açılana kadar Türkiye’nin lehine işliyordu. Ancak artık yalnız kalan Türk diasporası, Azerbaycan ve diğer Türk devletlerinin diasporaları ile ortak çalışarak bu açığı bir nebze kapatabilir. Üstelik bu ülkelerin diasporalarında, Türk diasporasındaki gibi keskin bir bölünme de görülmemekte.
Modern Çağ’daki sürekli düzenli ordudan önce Orta-Çağ’daki savaşların ana güçleri olan paralı şövalyelerin torunları olan askeri şirketlerin statüsü daha çok tartışılacak hatta yeni düzenlemeler yapılacaktır. Ancak her zaman işveren devletin yapısını da şirket bünyesinde ister istemez yansıtacaklardır.
Genel olarak, Rusya-İran ilişkilerinin gölgesinde gelişen bu üç tartışmalı adanın konumu sonucu dolaylı yollardan İran ve Rusya ilişkileri etkilemesi oldukça mümkün görülmektedir. İran’ın tamamen bu adaların egemenlik haklarından vazgeçmeyeceği ve bu adaları savunmaya istekli olması ileri bir tarihte bu adalarla ilgili bir krizin çıkma ihtimalini güçlenmektedir.
Kanal İstanbul’un Montrö’yü bertaraf edeceği iddialarının yersizliğini bir kenara bırakacak olursak, Boğazdan geçiş yapacak tehlikeli gemilerin kanala yönlendirilmesi Boğazın ve İstanbul’un tehlikeye atılmasını önleyebilir. Ancak Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Türk Boğazları Deniz Trafik Tüzüğü’nde değişikliğe gitmeden kanal açmak anlamsız görünmekte.
İhracatımızı sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğumuz ara ürünleri kolayca tedarik edebilen ülkeler son ürünleri de iç pazarımıza aynı kolaylıkla sunabilirler. Tüm bunlara ek olarak, Türkiye, planlı ve istikrarlı bir üretim ekonomisi politikası takip etmediği sürece; Çin ya da Hindistan gibi ülkelerin Batı’ya açılan ticaret yollarında bulunmasının herhangi bir faydasını göremeyecektir. Petrol zengini ülkeler doğal kaynaklarını, teknoloji ve patent üreten ülkeler yetişmiş insan kaynaklarını kullanar
Tarih önünde Mustafa Kemal’i başarılı, Enver’i başarısız yapan sebep de tam olarak bu perspektifle ilgilidir. Tarih ibretlik derslerle doludur, almasını bilirsek kaos ve kriz çağını hasarsız atlatabiliriz.